th, user-scalable=no, initial-scale=1.0, maximum-scale=1.0, minimum-scale=1.0"> Girişimci Fikir - Sayfa 9 / 9 - Bir Girişimci İçin En İyi Yol Gösterici
Loading...

Blok Zinciriyle Yepyeni Bir İnternet Kurulabilir

İnsanlık, dilin icadından bugüne kadar birbiri ile iletişim kurmak, ortak bir amaca doğru hareket etmek ve görüşlerini paylaşmak için pek çok farklı yöntem geliştirdi. 3,5 milyar insanı birbirine bağlayan internet de bu yöntemlerin en gelişmişi. Ancak bu kadar iletişim imkanına rağmen günümüzde ne devletlere ne kuruluşlara ne de medyaya güvenebiliyoruz. Bunun sebebi internetin artık işlemiyor olması.

İnternet potansiyel olarak herkesin bilgiye demokratik bir şekilde erişmesini sağlayan bir ortam olsa da zaman içinde bu bilgileri alıp kendi kasalarında saklayan ve bunun üzerinden para kazanan Google ve Facebook gibi şirketler internetin demokratikliğine gölge düşürmeye başladı. Linux ya da Wikipedia gibi açık kaynaklı girişimler bu durumu tersine çevirmeye çalıştıysa da günümüzde internet üzerinde veri ve içerik paylaşımını büyük şirketlerin kontrol etmesinin önüne geçilebilmiş değil.

Ancak bu durum yakında değişebilir. Açık kaynağın önemini kavramaya başlayan şirketler ve topluluklar daha demokratik ve bir merkezden yönetilmeyen yeni bir internet yaratma çabasındalar. Blok zinciri teknolojisi üstüne kurulu Ethereum (dünya bilgisayarı) bunlardan birisi. Bir merkez yerine, kullanıcıların tamamı tarafından kullanılan, düzenlenen ve yönetilen ortamların sağlayabileceği faydaları şirketler de anlamaya başladı.

Değer

Bugün internet sayesinde her an her eylemimizle bir değer oluşturabiliyoruz. Ancak bu değerler asıl üreticisine bir kazanç olarak dönmüyor. Bir reklama baktığımızda, bir siteye Facebook ile giriş yaptığımızda, popüler bir etiketle tweet attığımızda bir değer yaratmış oluyoruz. Yuval Harrari, 21. yüzyılda belki de en değerli şeyimiz olan kişisel verilerimizi, e-posta hizmeti almak ya da komik kedi videosu izlemek için teknoloji devlerine verdiğimizi söylüyor.

Blok zinciri tabanlı bir sistemde ise insanlar kendi verilerini herhangi bir teknoloji devine sunmak zorunda olmayacak. Gerçekten satmak istemediğiniz sürece verileriniz ve ürettiğiniz değerler sadece size ait olarak kalacak.

Güven

Günümüzde güven artık yitirilmeye başlanan bir kavram. Tanımadığımız bir çok kişiyle iletişim kurduğumuz için güven duymakta güçlük çekiyoruz. Güvenliğimizi sağlaması için ise belirli şirketlerden hizmet satın alıyoruz. Ancak bizzat kullanıcılar tarafından geliştirilen, korunan ve büyütülen bir sistemde güven duymak çok daha kolay olurdu. Herkesin ortak bir çıkarı olan bir ortamda, elde edilen fayda da zarar da tüm kullanıcıları etkileyeceği için insanların iyi niyetle hareket etmesi çok daha muhtemel olurdu.

Topluluğa katılın

Geleceğin mimarları (programcılar) şimdiden bu sistemleri geliştiriyor. Ancak bu açık kaynaklı sistemlerin büyümesi için daha fazla kişinin desteğine ihtiyaç var. 19 Mayıs’ta Brooklyn’de düzenlenencek olan Ethereal Zirvesi’nde, dünyanın en yenilikçi teknolojistlerine girişimcilerine ve yardımseverlerine katılmak mümkün olacak. Bu sistemin geliştirilmesine katkıda bulunmak için siz de Ethereum topluluğuna katılabilirsiniz.

Ortadoğulu teknoloji girişimleri yükselişte

Tahran’dan Dubai’ye ya da Kahire’den Beyrut’a uçakla gitmek 2 saatten kısa sürüyor. Barış zamanlarında Beyrut’tan Şam’a otomobille gitmek de 2 saati bulmuyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinin birbirine yakınlığı, bölgede seyahat ettikçe daha iyi anlaşılıyor. Tabii siyasi durumlar farklılık gösterebiliyor.

Bu iç içe geçmişlik, haberlerde pek de karşılaşmadığımız bir durum. Orta Doğu’nun sorunları haberlerde kendilerine daha sık yer bulsa da MENA ülkeleri arasındaki ticari ilişkiler çok daha sıkı. Geçtiğimiz günlerde e-ticaret sitesi Souq’un yaklaşık 800 milyon Dolar’a Amazon’a satılması, bölgenin bu tarz büyük çıkışlar yapabildiğinin bir kanıtı. Genel olarak bu ekonomik büyüme, dışarıdan bakanlar tarafından yeterince algılanamıyor.

MENA bölgesini 6 körfez ülkesi (Bahreyn, Kuveyt, Umman, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri) ile Mısır, Lübnan ve Ürdün olarak tanımlarsak, değeri oldukça yüksek bir müşteri, şirket ve girişimci kitlesi karşımıza çıkıyor. Bu bölgedeki 160 milyon kişinin 85 milyonu internete bağlı. 50 milyon yetişkin dijital müşteri kitlesi bulunan bölgede harcanacak para sıkıntısı da yok. Üstelik ülkeler geliştikçe bu rakamlar da artış gösteriyor.

Genç ve zengin nüfus

Bölge dünyanın en genç nüfuslarından birine sahip, ayrıca yüksek bir akıllı telefon ve geniş bant internet penetrasyonu söz konusu. Bu genç, eğitimli, internete bağlı ve ekonomik durumu iyi olan 50 milyonluk nüfus Hindistan’daki 20-30 milyon kişilik kredi kartı kullanıcısı nüfusuna göre çok daha yüksek potansiyele sahip.

MENA bölgesindeki şirketlerin yüzde 8’inin dijital varlığı bulunuyor; bu oran ABD’de yüzde 80. Bölgede satışların sadece yüzde 1,5’i dijital ödeme ile yapılıyor. Bu da büyümeye hazır bir durum olduğunu gösteriyor. Dijital pazarın 2020’ye kadar GSYİH’ye yıllık 95 milyar Dolar katkıda bulunması bekleniyor.

Bölgedeki diğer çıkışlar arasında, Talabat adlı girişimin Alman Delivery Hero tarafından satın alınması da bulunuyor. Yemeksepeti de Almanya’da çalışmak istiyordu. ‘MENA’nın Uber’i’ olarak bilinen Careem de kullanıcı başına gelirinin Uber’den daha yüksek olduğunu iddia ediyor.

Araştırma sonuçları

MAGNiTT tarafından yapılan araştırmanın sonuçları da benzer ilginç sonuçlar ortaya çıkarıyor. Şirket bölgede 3 binin üzerinde girişim olduğunu belirtti ve en başarılı 100 girişimi inceledi. Geçtiğimiz yıl bölgede yaklaşık 870 milyon Dolar civarında girişim yatırımı olduğunu belirten araştırmaya göre en büyük 100  girişim toplamda 1,42 milyar Dolar yatırım aldı ve her bir girişim 500 bin Dolar’dan fazla yatırım topladı.

Ayrıca bölgedeki girişimcilerin işe atılmadan önce ortalama 9 yıllık deneyimi bulunduğunu belirten araştırmada, girişimlerin yüzde 40’ının tek bir kişiye, yüzde 39’unun ise iki ortağa ait olduğu görüldü. Çeşitlilik bakımından ise, kurucuların sadece yüzde 12’si kadınlardan oluşuyordu. Bu oran AB’de yüzde 15, ABD’de ise yüzde 17.

Girişimciler, önemli okullarda eğitim alıyor

Birleşik Arap Emirlikleri, en çok yatırım alan girişimlerin yarısını bünyesinde bulunduruyor. Kurucuların yüzde 41’i, aralarından Harvard, INSEAD ve LBS gibi ünlü okulların da bulunduğu üniversitelerin MBA programlarından mezun olmuş durumda. Yüzde 35’lik kesimin ise yönetim danışmanlığı ve bankacılık arka planları bulunuyor.

MENA girişimlerinin yüzde 68’i Orta Doğu merkezli bir şekilde ortaya çıkıyor ancak çoğu girişimcinin çifte vatandaşlığı da bulunuyor. Bölgenin ilk 100 girişiminin yüzde 38’i Lübnan ya da Ürdün’den çıkmış olsa da merkezi bu ülkelerde bulunan şirketlerin oranı sadece yüzde 16. Dubai de Orta Doğu’da çalışan şirketlerin ana ofislerini kurmak için en çok tercih ettikleri şehir konumunda.

Veriler, MENA bölgesinin mükemmel bir girişim ekosistemine sahip olduğunu gösteriyor.

Kaynak: TechCrunch

Rekabette Avantaj Zannedilerek Yapılan Hatalar

Girişimde bulunmadan önce ya da bulunduktan sonra her daim yapılması gerekenler arasında, aynı ürünü satan ya da hizmeti sunan rakiplerimizi analiz etmek geliyor. Bu şekilde rakiplerimizin sahip oldukları artı özellikleri görebilir ve benzer artıların aynısını ya da daha fazlasını sunabiliriz. Aynı şekilde rakiplerimizin sahip olması gerekip de sahip olmadığı unsurları gözlemleyebilir ve o özelliklere sahip olarak avantaj sağlayabiliriz.
Fakat girişimde bulunmadan önce ya da bulunduktan sonra yapılan bu rakip analizlerinde bazen rakiplerde eksik olarak görülen unsurlar, bizim yapmamız durumunda ciddi avantajlara sahip olacağımızı sanmamıza neden olabilir. Hatta rakiplerimizde bulunan eksikleri bizim sağlamamız durumunda avantaj elde edeceğimizi zannederken, aslında dezavantajlı duruma düşebiliriz. Şimdi bu avantaj zannederek yapılan hatalara bakalım…

Fiyat Avantajı

En çok düşülen hataların başında bu gelmektedir. Yapılan rakip analizlerinde, rakibin sunduğu fiyatlardan çok daha düşük fiyatlara ürün ya da hizmet satışı gerçekleştirilerek rakibe karşı ciddi avantajlara sahip olunabileceği zannedilir. Bu her ne kadar işe yarama potansiyeline sahip olsa da beraberinde sunulan hizmet kalitesi olmadığı sürece hiç bir işe yaramaz.
Örneğin yan yana duran iki lokantanın biri “ne vereyim abime?” diyen garsonların, tahta sandalye ve masaların, plastik tabakların olduğu esnaf lokantası ve köfte 10 TL ‘ye satılıyor. Diğeri “buyrun efendim, ne arzu edersiniz?” diyen garsonların, son derece şık masa ve koltukların, porselen tabakların olduğu bir nezih lokanta ve köfte 30 TL’ye satılıyor. Siz hangisini tercih ederdiniz? Maddi durumunuz kısıtlıysa, arkadaşlarınızla gittiyseniz muhtemelen esnaf lokantasını tercih edebilirsiniz. Fakat maddi durumunuz çokta kısıtlı değilse, yanınızda kız arkadaşınız, eşiniz ya da aileniz varsa muhtemelen nezih lokantayı tercih etmek isteyeceksinizdir. Peki hangi lokanta daha az kazanır? Belki esnaf lokantası çok daha fazla müşteriye sahip olabilir fakat esnaf lokantasının bir köfteden karı 3 TL ise, nezih lokantanın bir köfteden karı 23 TL’dir. Dolayısıyla nezih lokantadaki 1 müşteri, esnaf lokantasındaki 7 müşteriye bedeldir.
İngiltere ‘de yapılan bir araştırma insanların hizmet kalitesine 3 kat daha fazla ücret ödemeye hazır olduklarını göstermiştir. İnsanların düşük fiyatlı bir ürün gördüklerinde, bilinç altlarında kalitesiz olduğu için ucuz olduğu düşüncesini de unutmamak gereklidir. Dolayısıyla sunduğunuz fiyat avantajı, hizmet kalitesi olmadığı sürece hiç bir işe yaramaz. Aynı zamanda sattığınız ürün ya da sunduğunuz hizmetten cüzi miktarda kar elde ederseniz, girişiminizin devam edebilmesi için ihtiyaç duyduğunuz maddiyat nedeniyle hizmet kalitesinden kesintiler yapmak durumunda kalırsınız. Bu da sizin büyümenizin önündeki en büyük engel olur.

Sosyal Medya Avantajı

Son yıllarda sosyal medyanın baş döndürücü bir hızla gelişmesi ve büyümesi, girişimler ve firmalar için sosyal medyaya ciddi bakılmasını zorunlu hale getiriyor. Özellikle yapılan rakip analizlerinde, rakibin sosyal medya hesabındaki takipçi sayısının az olması bir çok girişimde bulunacak kişinin avantaja sahip olduğunu düşündürüyor. Örneğin, rakip firmanın sosyal medya sayfasında 5.000 takipçi var ise, 50.000 takipçili güldürme amaçlı ya da girişimde bulunulacak işle alakasız sosyal medya hesabına sahip kişi avantajlı olduğunu zannediyor.
Bu avantaj zannedilen durum sayesinde tereddütsüz girişimde bulunan kişiler, çok geçmeden sahip oldukları takipçi kitlesinin aslında bir işe yaramadığını anlıyor. Çünkü rakibin sosyal medya hesabında bulunan 5.000 takipçinin 5.000’i de rakibin hizmet ve ürünü için sosyal medya hesabını takip ederken, 50.000 takipçili sosyal medya hesabının neredeyse hiçbiri girişimde bulunularak satılan ürün ya da hizmet için sosyal medya hesabını takip etmiyor. Bu durum girişime kayda değer bir katkı sağlamadığı gibi, girişime yönelik yapılan paylaşımlar mevcut sayfanın takipçi sayısını azaltarak zarar veriyor.
Dolayısıyla ya sahip olunan sosyal medya hesabının takipçi sayısına güvenilerek girişimde bulunmamak ya da o sosyal medya hesabını takip edenlerin, takip etme amacına uygun girişimde bulunmak gerekiyor.

Memnuniyetsizlik Avantajı

Rakip analizi yaparken aynı zamanda rakiplerden hizmet ya da ürün alan kişilerin, alınan hizmet ve üründen ne derece memnun kalıp kalmadığına da bakarız. Özellikle sosyal medya ve şikayet siteleri bu konuda bizlere fazlasıyla bilgi sunar. Bir çok rakip hakkında memnuniyet mesajından çok memnuniyetsizliğe dair yazılanlar bulmak mümkündür. Özellikle müşteri hacmi yüksek olan rakiplerde bu çok daha fazla muhtemel bir durumdur. Bu tip memnuniyetsizlik belirtilen bir kaç mesaja bakarak, rakibinizin müşterilerini memnun etmeyen bir hizmet sunduğunu düşünebilir, sizin sunacağınız hizmetin herkesi memnun edeceğini düşünüp, avantajlı olduğunuzu zannedebilirsiniz.
Maalesef şöyle bir gerçek var ki, kişiler memnuniyetten çok memnuniyetsizliklerini belirtmeye meyillidir. Özellikle ülkemizde kaliteli hizmet sunulması, zaten olması gereken, taktir edilmesi gerekmeyen bir durum iken, kalitesiz hizmet kesinlikle kabul edilmeyen, mutlaka şikayet edilmesi gereken bir durum olarak görülmektedir. Herkesi de memnun etmenin mümkün olamayacağını düşünecek olursak, rakipler için gördüğümüz memnuniyetsizlik mesajları onların kalitesiz hizmet sunduğunu düşündürmemesi gereklidir. Hatta binlerce, on binlerce müşteriye sahip bir rakip için bir kaç memnuniyetsizlik mesajı görmeniz, onların aslında kaliteli bir hizmet sunduğunun göstergesidir. Aynı zamanda çok fazla müşteri hacmine sahip, müşterilerin memnuniyetini sağlamakla görevli müşteri temsilcileri olan rakipler için dahi memnuniyetsizlik mesajları görmeniz, sizin kişileri memnun etmenin ne kadar zor olduğu hakkında izlenim sahibi olmanızı sağlaması gereklidir.

Samimiyet Avantajı

Samimiyet ve güler yüzlülük özellikle bizim ülkemizde sevilen bir durumdur. Rakiplerinizin, müşterileri ile girdiği diyaloglarda samimiyetsiz ve gereksiz ciddiyet sergilemesi, onlar için dezavantaj olduğunu, sizin samimi bir yaklaşım sergilemeniz durumunda avantaja sahip olacağınızı düşündürebilir. Fakat gereksiz ciddiyet ne kadar kişilerin aradığı samimiyeti bulmasına engel olsa da gereksiz samimiyette kişilerin aradığı ciddiyeti bulmasına engel olur.
Firmaların samimiyeti ve ciddiyeti aynı zamanda yaptıkları işin kalitesi hakkında izlenim vermektedir. Bu nedenle samimiyetsiz ve ciddi bir tutum sergilenmesi müşterilerin firmaya bağlılığına, aşırı samimiyet ve ciddiyetsizlik ise kalitesiz hizmet sunulduğunun düşünülmesine neden olur. Dolayısıyla müşterilerle dozunda bir ciddiyet ve samimiyet kurulması gereklidir.

Yapılacak İş Avantajı

Rakip analizi yaparken, rakiplerin sosyal medya hesaplarına, bloglarına, SEO çalışmalarına, web sitelerine de bakılır. Sosyal medya hesaplarının aktif olmadığını, bloglarına kayda değer içerik girilmediğini, SEO çalışmalarının iyi yapılmadığını, web sitelerinde eksiklikler olduğunu görebilirsiniz. Buna karşılık sizin kaliteli bir sosyal medya yönetimi yapacağınızı, her gün blog içeriği gireceğinizi, iyi bir SEO çalışması yapacağınızı, web sitenizin çok daha kaliteli olacağını ve bu sayede rakiplerinize oranla çok ciddi avantajlar sağlayabileceğinizi düşünebilirsiniz.
Fakat unutulmamalıdır ki, tüm bu unsurlar hem sunduğunuz hizmete ya da sattığınız ürüne artı olarak hemde düzenli olarak sürekli yapılması gereken işlerdir. Sosyal medya yönetimi, SEO çalışması, blog yazısı girilmesi, web sitesine yönelik çalışmaların her biri başlı başına birer iştir. Dolayısıyla tüm bunları yapabilecek yeteneğe sahip olduğunuzu düşünmeniz kadar, yapabilecek zamana da sahip olup olamayacağınızı da düşünmeniz gereklidir.

SONUÇ

Netice olarak rakip analizi yaparken, rakiplerinizin sahip olduğu eksik özellikleri artı olarak sunabileceğinizi düşünmeniz, sizin girişiminizi tereddütsüz olarak hayata geçirmenizi sağlayabilir. Fakat söz konusu avantaj zannettiğiniz bir çok unsuru yapmanız ya da düşünmeniz durumunda bundan fayda değil büyük oranda zarar görürsünüz. Bu nedenle söz konusu avantaj zannettiğiniz unsurların avantaj olup olmadığını iyi değerlendirmek gereklidir.

Girişiminize Yatırım Almak için Yapmanız Gerekenler

Bir girişim fikriniz var ve bunu sunmak için bir yatırımcı ile görüşeceksiniz, projenizi olabildiğince etkileyici anlatmanız ve öncesinde tüm hazırlıkları düşünmeniz gerekecek. Peki yatırımcıyı etkilemek için nasıl bir sunum hazırlamalısınız, yatırımcı ile görüşmeden önce yapmanız gereken hazırlıklar ne olmalı sizler için özetledik.

İşte girişiminizi sunmadan önce ve sonrasında yapmanız gerektiğini düşündüğümüz 91 girişimci önerisi
  • Yatırımcıyı gözünüzde büyütmeyin. Önemli olan girişimci. Siz yoksanız yatırımcı yok, yatırımcı olmadan ise başarılı olan binlerce girişimci var. Hatta muhtemelen yatırım almadan başarılı olanların sayısı daha fazla… Dik durun.
  • Yatırımcı ile kurdugunuz ilk iletişim büyük ihtimalle email üzerinden oluyor. Lütfen yazınıza, gramere, eğer paylaşıyorsanız, sunumunuzun kalitesine önem verin. İlk izlenim çok önemli.
  • Toplantıya zamanında gelin. Çok erken gelmek de en az geç kalmak kadar asab bozucu 🙂
  • Finansal planlarınızı er yada geç paylaşmanız gerekecek. Bunların doğru formatı, hangi detayda hazırlanması gerektiği, örnekleri internette bolca mevcut. Öncelikle kendiniz, sonra da ortaklarınıza ve yatırımcılara sunacağınız için bu modelleri dikkatli yapın. Kolaya kaçmayın.
  • Finansal modelinizin gereğinden çok sayfaya yayılması ne yaptığınızı bilmediğinizin göstergesidir. Bir worksheet’de kalın, aşağı doğru uzasın gitsin. Takibi kolay olsun.
  • Finansal modelde her veriyi bir kere girin, tekrarlamayın, farklı yerlerde kullanmak veya göstermek gerekiyorsa formülle (=) ilk girdiğiniz cell’e bağlayın.
  • Çok iyi bir ekip kurun. Bu süreçte birbirinizi sırtlayacaksınız bunu unutmayın. Girişimcilik, hele bu ülkede, tek başına başlanacak bir maraton değil.
  • Ekibinizin güçlü olduğu alanların farkında olun
  • Zayıf olduğunuz alanların daha da farkında olun, nasıl gidereceğinize dair de bir fikriniz olsun (“T1 anında işe alacağımız insanlar var, kendileri ile görüşme halindeyiz…” gibi). Kimsenin her konuda güçlü olmasını beklemiyor VCler.
  • VC söylemeden siz zayıf olduğunuz alanları belirtin.
  • Yatırımcı bu işi iyilik olsun diye değil para kazanmak için yapıyor
  • Avukatınız olmadan yatırım anlaşması yapmayın. Anlaşma şartlarını konuşmaya başladığınızda avukatınız yanınızda olsun.
  • Değerleme, alacağınız yatırım, vereceğiniz % hakkında gerçekçi olun. Şirketin bir yere varması bu yatırım ile mümkün olacaksa, riski bugün paylaşıp, size daha herşey bir toz ve gaz bulutuyken güvenen yatırımcının da bundan bir getiri elde etmesi lazım
  • Rica ediyorum; şirketinizin 2-3 yıllık bir mazisi yoksa DCF modeli vs kullanarak şirketinize değer biçmek gibi bir faaliyete girişmeyin.
  • Kredi kartı faizlerini takip edin. Şirketinize bankaların kredi kartı dahi vermediği bir ülkede bu VC denen akıllılar (…) size sermaye veriyor. Haliyle isteyecekleri getiri kredi kartı faizinden daha fazla olacak, zira aldıkları risk daha yüksek.
  • Bir VC normal şartlarda, yeni başlamış bir girişime yatırım yaptığında, 15x gibi bir getiri arıyor. Amacı portfolyo bazında yıllık %25-30’luk bir getiri elde etmek.
  • Yatırım alma sırasında yardım alacağınız avukatınız daha önce bu tip işleri yapmış olsun.
  • Her şeyi avukatınıza bırakmayın. İmza attığınız anlaşmayı satır satır okuyun, anlamadığınız her noktayı sorun. Avukatınız artık yanınızda olmasa da imzaladığınız anlaşma uzunca bir süre sizinle olacak…
  • Size teklif veren VC daha önce kimlere yatırım yapmış öğrenin, bunlarla konuşmayı talep edin, potansiyel ortaklarınızın güçlü ve zayıf yönlerini bilin
  • Rakibimiz yok demek oldukça büyük bir söylem. Muhtemelen yanılıyorsunuz.
  • Tanımadığınız rakiplerinizi VC size sayıyorsa bir probleminiz var…
  • Maddi destek çok önemli ise ve erken aşamada masada düzgün bir teklif varsa alın. Maalesef bekleyecek zamanınız ve gidebileceğiniz çok fazla yatırımcı yok. Umarım bir gün olacak…
  • Mümkün olduğu kadar fazla yatırımcı ile konuşun.
  • İnanın bu ülkede yaşayan herkesin dünyayı değiştirecek süper bir fikri var. Sadece ayağa kalkıp yola çıkanlar başarılı oluyor, bu da oldukça küçük bir yüzde
  • Fikrinizi mümkün olduğu kadar fazla insanla paylaşın. Kopyalanmasından korkmayın. Zaten kolayca başka bir ekip tarafından kopyalanıyorsa sadece zaman kaybı olacak sizin için.
  • Girişimcilik bir kariyer seçimi. Bir süre denerim, olmadı geri dönerim eski işime, diyorsanız çıkmayın bu yola. Zira umduğunuzdan daha zor ve uzun bir süreç olacak.
  • Sığ ve gelişmemiş bir pazarda, birbirinden çok farklı ve hala az sayıda yatırımcı ve girişimcilerle yaşıyoruz. Sizinkine benzer bir girişimin aldığı(nı duyduğunuz) yatırım miktarı, değerleme vs. akılda tutulması gereken ama sizin yatırım sürecinizden bağımsız bir veri. Bu arada, gerçek ile alakası olmayan birçok rakam da ortalıkta dolaşıyor, dikkat edin.
  • İhtiyacınız olandan fazlasını istemek kadar, mantıksız bir şekilde az bir yatırım aramak da yatırımcıyı soğutuyor
  • 1 yıl içinde breakeven’a gelmenizi bekleyen bir yatırımcı ile konuşuyorsanız, yanlış yerdesiniz.
  • Yatırım sürecinde ne kadar fazla soru cevaplarsanız sonraki süreç bir o kadar kolay geçecek. Soru sormayan yatırımcıdan korkun. Hayatın her alanında.
  • Hobisi olmayan girişimciden korkuyorum
girisimcilere-oneriler4
  1. Eski girişimlerinizden lütfen bahsedin
  2. Burs alıp okuduysanız mutlaka belirtin; birisi size aklınızdan ve çalışma disiplininizden dolayı daha önce yatırım yapmış, gurur duymanız ve belirtmeniz gereken bir nokta
  3. Yatırım almak evlenmek gibi bir şey. Boşanması çok daha zor ama. Sanırım. Evlenmek veya boşanmak nasıl bilmiyorum ama ortaklığı sonlandırmak oldukça zor bir prosedür.
  4. Yatırım almayan girişim başarısız olacak diye bir şey asla yok. Enseyi karartmayın.
  5. Yatırım alanların başarılı olmasının hala düşük bir ihtimal olduğunu da atlamayın.
  6. Bu VC denen adamların her dedikleri doğru çıksa şu an aynı masada oturmuyordunuz.
  7. Yatırımcı almak siz virajlı bir yolda araba kullanırken yanda oturan co-pilotun ayağını uzatıp gaza basması gibi. Hata yapma hızınız da çarpma şiddeti de artacak. Hazır olmayan şoför (ekip) şarampole yuvarlanır.
  8. Bu iş olmayacak, pivot edelim, demek ayıp değil. Aklı çalışan bir girişimcinin bunu yapmasını bekliyor yatırımcı.
  9. Elinizdeki en önemli sermaye zaman ve enerjiniz.
  10. Yatırım yapmak çok güzel bir iltifat. Sizinle genetik veya duygusal bağı (en azından başlangıçta…) bulunmayan bir insan, size siz olduğunuz için, aklınıza, bilginize, birikiminize, ahlakınıza güvenip, hayalinizi, heyecanınızı paylaşıp yatırım yapıyor.
  11. Her girişimci bir gün nakit akış tablosu ile tanışacak.
  12. Muhasebeciniz nakit akış tablosu yapmanızda yardımcı olmuyorsa, ne gerek var, bu boyutta bir şirket için, anlamlı değil, diye gak guk ediyorsa değiştirin kendisini
  13. Bir işin doğru gitmesi ve başarılı olması için o kadar çok hendekten geçeceksiniz ki… Bunları öngörmenize imkan da yok. Doğru ekiple yola çıkmak ve kafayı mümkün olduğu kadar sakin tutmak alabileceğiniz tek önlem
  14. Başarılı girişimci olmak zıpkınla balık avlamaya benziyor. Dibe yatıp vuracağın balığın önünden geçmesini bekliyorsun. Kondisyonun iyi ise, ‘nefesin’ varsa, gözlerin kararmadan yatıyorsun karanlık ve soğuk sularda. Bunu yapabilen ve nefes almak için çıkmayı geciktirebilen vuruyor o balığı. Yatırımcı da sizin nefesinizi, aşağıda geçirdiğiniz zamanı arttıran bir tüp gibi düşünülebilir aslında.
  15. Siz bu yola çıkmak için bir risk almadıysanız yatırımcı niye alsın?
  16. “Overnight success takes decades of daily work” demiş Paulo Coelho. Çok beğendim.
girisimcilere-oneriler2
  1. Nedense son zamanlarda bir “vurup çıkma”, bir anda zengin olma peşinde koşan arkadaşlar ile karşılaşıyorum. Bunun gerçekleşmesi pek mümkün gözükmüyor. Aceleniz varsa milli piyango alın.
  2. Başarılı olmayanları başarılı olanlar kadar duymuyorsunuz, bu da gerçekleşenden daha yüksek oranda girişim “vurup çıkıyor” izlenimi yaratıyor (survivorship bias).
  3. Hala iyi ekiplerin uzun soluklu bir süreçte zorlukları geçeceğine, büyük inovasyonlar yapmadan da sadece ayakta kalarak ve fırsatları kollayarak dahi bu ülkede başarılı girişimlere imza atacaklarını düşünüyorum.
  4. Girişimcileri ikiye ayırıyorum; toplantıya gelmeden websitemize bakıp ofis adresimizi öğrenenler ve bu zahmete girmeyip email atarak adres soranlar. Bir de toplantı saatinde arayıp soranlar var; onlar bambaşka bir klasmanda.
  5. Yatırımcının size taahhüt ettiği her şey mümkün olduğu kadar yazılı olsun. Verilen sözler havada kalabilir, kimi zaman yatırımcının da elinde olmayan sebeplerden ötürü.
  6. Ortaklarınız, kendiniz ve şirketiniz için ölçülebilir hedefler koyun. Bunları yakalayamıyorsanız, hedefler değişiyor, çizgiler her gün yeniden çiziliyorsa bir durun düşünün.
  7. Doğru değerleme diye bir şey yok
  8. Her yatırımcının şirketinize baktığında gördüğü potansiyel / risk, hissettiği heyecan, katabileceği değer, verebileceği destek, parasının fırsat maliyeti ve getiri ihtiyacı farklı. Bu sebeple, on farklı yatırımcı on ayrı şekilde değerleyebilir bir şirketi. Size düşen, en yüksek değeri biçenden çok bu uzun yolda yanınızda görmek isteyeceğiniz ortakları seçmek.
  9. Restorana gidince garsona ne kadar açım diye sormuyorsunuz. Aynı şekilde, ne kadar yatırıma hangi süre zarfında ihtiyacınız olduğunu VC ile görüşmeden belirleyin. Gerekirse farklı senaryolar çalışın. O masaya oturduğunuzda miktarı, nasıl harcayacağınızı anlatmanız ve getirisinin ne olacağını savunmanız beklenecek.
  10. Nakit Akış Tablosu
  11. Hayat en önemli girişim, zaman da en değerli yatırım
  12. Süs havuzunda yarışan yüzücüler misali, sığ sektörlerde kurulan şirketler rekabet halinde. Yoruluyorlar ama kat edebildikleri mesafe kısıtlı. Piyasalarınız yavaş gelişiyorsa rakiplerinizi tanıyın, konsolidasyona gidin, ölçek ekonomilerinden yararlanıp yolunuza devam edin. Bu sayede yatırım bulmanız da daha kolay olacak.
  13. Yaptığınız her sunum, paylaştığınız her doküman, email işinizin ve ekibinizin vitrini. Bunlara özen göstermeyerek binbir emek ve fedakarlıkla büyüttüğünüz girişiminize haksızlık yapmayın.
  14. Birden fazla proje ile uğraşıyor ve bunlardan sadece biri için yatırım arıyorsanız, bir VC’den sermaye almanız oldukça zor. Size ortak oluyoruz, şuan masada olan projeye değil.
  15. 1961’de başlayan Apollo programı dahilinde, 1969’da fırlatılıp aya ulaşan Apollo 11’e kadar birçok insanlı ve insansız roket fırlatışı yapılıyor. Her denemede aya bir adım daha yaklaşıyorlar. Sizin de yapmanız gereken bu. Ürün için yeterli zaman harcayın. Ama arada bir kafayı dışarı çıkıp küçük denemeler yapın. Değiştireceğinizi düşündüğünüz o pazar sahiden var mı, bu ürün, beta sürümü dahi olsa, kullanıcının ilgisini çekiyor mu, görün.
  16. Her yatırımcı masada başka kim var görmek ister. Bizden önce kim uyanmış buradaki fırsata, hangi miktarda yatırım yapmışlar, riskleri ve beklentileri nedir… Yatırımcı deyince sadece nakdi sermaye koyanlar kesinlikle anlaşılmamalı; siz ve çalışanlarınız bizim gözümüzde şirketin ilk yatırımcılarısınız. Bu yüzden ekibinizi iyi seçin (iyi ekip -> yüksek fırsat maliyeti -> bizden önce yapılmış büyük yatırım -> aha!). Sizlerin projeye inancı, vazgeçmiş olduğunuz fırsatlar, harcadığınız zaman bizlerin gözünde değer katıyor projenize
  17. Memlekette emlak komisyoncusundan bozma aracılar türedi, girişimcileri yatırımcıların karşısına çıkarmak için absürd meblalar istiyorlar. Bizlere ulaşmak oldukça kolay. Bir danışmana illa ihtiyaç duyuyorsanız, bunun katma değerinin sizi bizlerle tanıştırmaktan çok daha fazla olmasına dikkat edin.
  18. Ortaklar arası hisse bölüşümü nasıl olacak? Üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Bölüşüm hakkaniyetli olmazsa ileride başağrısı yaratabiliyor. Frank Demmler’in bu konuda “Founders’ Pie” diye güzel bir çalışması var; göz atın derim.
  19. Yatırımcı da insan; fırsatı görmüyor, kaçırıyor olabilir. Peki ya siz anlatamıyorsanız?
  20. Yaptıkları işin doğası gereği girişimci arkadaşların kısa dönemli düşünmek gibi bir lüksü yok.
  21. Yeni kurulmuş şirketinize bu aşamada biçeceğiniz değerin (ne iyi ki…) finans ile hiçbir alakası yok. Rakamları ve öngörüleri bir yana, iş modeli dahi neredeyse günlük bazda değişen erken aşama bir girişimin NPV, DCF gibi hesaplamalara girip kendine değer biçmesi gayet gereksiz bir uğraş. Birkaç yıllık mazisi olan şirketlerin dahi bu yöntemlerle orta çıkan değerlemeleri tartışmaya açıkken, buna zaman harcamayın.
  22. Her ilişkide güven önemli. Güvenmediğiniz insanlarla işe girmeyin. Ama masaya oturduğunuz adamlara da hak ettikleri şekilde davranın, sordukları sorulara bütün şeffaflığıyla cevap verin.
  23. Yatırım alırsanız gerçekleşeceğini öngördüğünüz senaryo almadan devam ettiğinizdeki öngörüye göre kat kat daha iyi ise, buna ‘ufak’ bir katkısı olan yatırımcının da para kazanmayı beklemesi doğal değil mi?
  24. Her yatırımcının şirketinizi değerleme şekli farklı olacaktır. Uzun bir yolculuk olduğunda hemfikirseniz ortağınızı da sadece bu rakama göre seçmeyin…
  25. Erken aşamada ilk yatırımcınıza vereceğiniz hisse en fazla ne kadar olmalı? Bence %30 🙂
  26. Sunumunuzun en az bir kopyasını basılı olarak getirin. Hem olası teknik problemlere karşı, hem de siz gidince yatırımcının elinin altında olması için
  27. Yatırımcılarla olan süreç tahmininizden daha uzun sürebiliyor. Erken başlayın. Aylık güncellemeler atın, çözdüğünüz problemleri, aştığınız güçlükleri, hedeflerinizi anlatın. Yatırım olmadan nasıl ilerlediğinizi göstermeniz yatırımcının kapınızı çalmasını sağlamak için en kolay yol.
  28. Profit odaklı olmayan bir yatırımcı erken aşamadaki bir girişime yatırım yaparken ne tür bir getiri bekler? Bizim tarafı bir nebze daha iyi anlatabilmek için kısa bir analiz yaptım bu yazıda.
  29. Yapılan sunumlardaki en önemli detayın sizlerin kendinizi tanıttığınız bölüm olduğuna inanıyorum.
  30. Girişimleri sınayan bir başka faktör de ortakların farklı fırsat maliyetleri ve hedeflerinin olması. Biri kendini döndüren bir bakkal ile mutluyken diğerinin süpermarket zinciri kurmak istemesi bu beraberliği er ya da geç bir yol ayrımına getiriyor. Yola çıkarken hazırlayacağınız bir ortaklık sözleşmesi bu gibi durumlarda sıkıntılı dönemleri daha hızlı geçmenizi sağlayacaktır.
  31. Ülkemizde yavaş gelişmekte olan B2C pazarlarında rakibinizle birleşmek yatırım almaktan daha mantıklı olabilir. Sonuçta sizinle aynı riski alıp benzer yollardan geçmiş, aynı problemi çözmeye çalışan bir ekip ile ortak oluyorsunuz. Enerjinizi rekabete değil pazarı büyütmeye harcıyorsunuz. İnanın bundan sonra, ihtiyacınız varsa, yatırım almanız da çok daha kolay olacak.
  32. Tasarruf etmek için ucuz elemanları seçmem en pahalı hatam oldu, dedi bir girişimci arkadaş.
  33. Yatırımcılarla kontağa geçmeden önce ev ödevinizi yapın; daha önce yaptıkları yatırımlar hakkında bilgi edinin, bloglarını okuyun, internetteki konuşma ve sunumlarını dinleyin.
  34. Yatırımcı ile paylaşacağınız sunum veya iş planında neler olmalı
  35. İş ortaklarınız ve müşterileriniz de yatırımcılarınız; kim oldukları, bu ortaklıktaki memnuniyetleri bundan sonra alacağınız yatırımlarda etkili olacak.
  36. Mentörleriniz, düzenli olarak fikrini aldığınız kişiler kimler? Kim oldukları, size ‘yatırdıkları’ zaman yatırımcılar için çok önemli.
  37. Yatırımcılar kurucuların maaş almamasını veya hayatını idame ettiremeyecek kadar düşük ücretle çalışmasını bekleyemez. Yatırımı size yapıyoruz, işe odaklanabilmeniz önceliğimiz.
  38. VC dediğiniz adamlar her ay onlarca şirketle görüşüp değerlendiriyor. İlk aşamada, şirketin ne olduğunu anlamaları için geçmiş performansı değerlendirmek ve gelecek ile ilgi öngörüleri anlamak isteyeceklerdir. Bu aşamada değerlendirdikleri her şirketle NDA imzalamak gibi bir süreçten geçemezler. Olurda ilk aşamayı geçip LOI/ termsheet aşamasına girer, duediligence’a yönelirseniz zaten bu gibi anlaşmaları iki tarafı korumak için de imzalarsınız.
  39. Bu coğrafyada girişimcilerimizin yarattığı, bir exit sırasında realize edilebilen premium değerin önemli bir kısmınının ‘zaman’ ile alakalı olduğunu düşünüyorum
  40. Ciro, karlılık, büyüme önemli. Sürdürülebilir bir şirketin olmazsa olmazı ise pozitif nakit akışı. Yüksek ciroya sahip olan, hızla büyüyen bir yapı, karlı dahi olsa, sağlıklı nakit akışına ve doğru sermaye yapısına sahip değilse batar. Çok eğlenirsiniz.
  41. Fikriniz mi, yoksa bu fikir ile çözmeye çalıştığınız problem mi sizi daha çok heyecanlandırıyor?
  42. Hangi hataları yaptınız, engellere çarptınız, nasıl toparladınız, paylaşın yatırımcıyla. Karşınıza çıkacak problemlerin büyük kısmını öngöremeyeceksiniz; ne olursa olsun zamanında fark edip, doğru kararları alıp uygulayarak yola devam etme yeteneğine sahip bir ekip olduğunuzu gösterin.
  43. Saat 10’daki toplantı 10’da başlar. 10’da gelmezsiniz. 10’da arayıp adres, yol tarifi sormazsınız. 10’a 10 kala gelir, varsa hazırlıklarınızı yapar, 10’da konuşmaya başlarsınız.
  44. Erken aşamada bir girişimi yatırımcı karşısına çıkarıyorsanız, öncelikle anlatmanız gereken en önemli noktalardan biri ekibiniz olacak. Neden bu ekip? Kimdirler, nasıl bir araya gelmişler, daha önce ne gibi tecrübeleri olmuş? Ekip hakkında detay bulundurmayan sunumları gayriciddi buluyorum.

İhracat Yapmak İsteyenlere 15 Şahane Tavsiye

1. Nereden başlamak lazım?

Uluslararası bir şirket imajı oluşturun. Küresel anlamda başarılı olmak için güvenilebilirliğinizin olmalı şarttır. Küçük bir şirket olsanız bile kendinizi uluslararası arenada güvenilir ve sağlam bir iş ortağı olarak sunmanız gerekir. Ufak dokunuşlar bile uluslararası iş dünyasındaki imajınızı olumlu yönde etkileyebilir.

Örneğin…

  • İnternet sitenizdeki ve kartvizitinizdeki telefon numarasına +90 ekleyebilirsiniz.
  • İnternet sitenizde hangi ülkelere ihracat yapmak istiyorsanız o ülkelerin dil seçeneği de olsun. İngilizceye değinmiyoruz bile.
  • Şirket logosunu ve internet sitesi tasarımını gözden geçirin. Uyduruk bir internet sitesi olan şirketle kimse iş yapmak istemez.
  • Mailleşmelerinizde mutlaka görevinizi, şirket adını ve diğer bilgileri belirtin. Bunu mailin sonunda imza olarak da kullanabilirsiniz.

Kişi ve kurumlarla görüşün. Dış Ticaret Müsteşarlığı, ithalat-ihracat yapmak isteyen şirketlere yardım sağlamaktadır. Müsteşarlıktan detaylı bilgi alabilirsiniz.

Ayrıca bulunduğunuz şehirde sizle benzer ürünlerin ithalat-ihracatıyla uğraşan başka şirketlr de vardır. Bu şirketlerle görüşmeye çalışın. Başarılı insanlar, tecrübelerini paylaşmaktan gocunmazlar. Bu kişilerle tanışmanız hem bilginizi hem de network’ünüzü artırır. Ummadığınız kapılar açılabilir. Bu konuyu asla es geçmeyin.

Ticaret odaları, TOBB, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı gibi kurum ve kuruluşlardan dış ticaret mevzuatıyla ilgili bilgi alabilirsiniz. Lisans, izin, belge, sağlık belgesi gibi evraklara ihtiyacınız olabilir dış ticarete atılmadan evvel.

Ayrıca kargo ve ödeme gibi konularda da bilgilenmeye ihtiyacınız olacak. Bu konularda da yine bahsedilen kişi ve kuruluşlardan faydalı bilgiler edinebilirsiniz.

Dış ticaret konusunda tecrübeli kişilerle çalışın. Şirketteki herkesin yaptığınız işi biliyor olduğundan emin olun. Ya tecrübeli kişilerle çalışın ya da personelinizi bu konuyla ilgili eğitin. Dış ticaret kursları bulunuyor hemen her şehirde. Çalışanlarınızı bu kurslara gönderip onların konuyla ilgili bilgilerini artırmasını sağlayabilirsiniz. Ayrıca şirkette ihracat sorumlusu olarak bir kişi belirleyin. Tamamen bu işle ilgilenen bir kişinin olmasına özen gösterin.

İhracat karışık ve rekabetin yoğun olduğu bir alandır. Personelinizi bu nedenle ülke içi satış ve ihracat arasındaki farkı iyi anlamalıdır. Uluslararası ticaret ticaret kurallarını ve ticaret etiğini iyi bilmeli yani çalışanlarınız.

2. İnternete açılın.

Bugünlerde kurumsal bir websitesi, dış ticaret yapmak isteyen bir şirket için olmazsa olmazlardan biridir. Yani potansiyel iş ortaklarınız ve müşterileriniz, sizin hakkınızda bilgi toplamak için ilk olarak %99 ihtimalle internet sitenizi ziyaret ederler . Eğer siteniz basit ve amatör görünümlüyse muhtemelen başka bir şirketle yollarına devam ederler. Bu nedenle profesyonel bir internet sitesine sahip olmalısınız.

Ayrıca ürünlerinizin online katalogu olmalı. Ürünlerin genel özelliklerini web sitenizde açıklamalısınız. Sitede adresiniz, kurumsal telefon numaranız ve kurumsal mail adresiniz de bulunmalı ayrıca. İlk izlenim denir ya hani, bu devirde artık insanların sizinle ilgili ilk izlenim edindikleri yer internet sitesidir. Bu konuyu ciddiye alın. Arama motoru optimizasyonu (SEO) konusuna da önem verin ki web siteniz Google’da üst sıralarda çıksın.

İnternetten istifade edin. İnternette dış ticaretle ilgili onlarca farklı web sitesi ve forum bulunuyor. Bu platformlarda zaman geçirmeye çalışın. Aklınıza takılan bilgileri sorun. İnsanlarla mesajlaşın. İnternet başlı başına bir ticaret okuludur. Bundan maksimum düzeyde yararlanmaya çalışın.

3. Piyasanızı seçin ve piyasa değerlendirmesi yapın.

Verileri analiz edebilmelisiniz. Dünyanın dört bir yanında yüksek ihracat potansiyeli olan pek çok piyasa mevcut. Ancak önemli olan bu piyasalardan size en uygun olanı belirleyebilmektir.

İhracat piyasası seçerken doğru bilgilerle hareket etmelisiniz. TOBB, ticaret odaları, gümrük müşteşarlığı gibi kurumlar bu konuda size yardım edebilirler. Ancak bu kurumların vereceği bilgilerin çok azı spesifik olacaktır, ancak buralardan elde ettiğiniz bilgiler sayesinde hedef piyasayı kendiniz belirleyebilirsiniz.

Piyasa araştırması yaparken istatistiksel bilgiler çok önemlidir. Uluslararası ticaret alanında veri toplama işiyle uğraşan şirketler, ticaret odaları ve ticaret bakanlığı size bu konuda kritik bilgiler sunabilir. Ayrıca bazı şirketler belli bir fiyat karşılığında satmayı düşündüğünüz ürünle ilgili ithalat-ihracat verilerini sizle paylaşabilirler.

İnternet de bu konuda faydalı bir araçtır. İnternette sorularınızın tam karşılığını bulamayabilirsiniz, ancak araştırmanız konusunda yararlı bilgiler edineceğinize şüpheniz olmasın.

İhracat potansiyelinin iyi olduğunu, belli bir ülkeden yapılan soruşturmalardan anlayabilirsiniz. Yani örneğin, PVC boru üretiyorsanız ve web sitenizi ziyaret eden kişilerin bulunduğu ülkeler arasında Gürcistan açık ara öndeyse Gürcistan’a ihracat yapmayı düşünebilirsiniz. En temel anlamda veri analizi böyle bilgileri okuyabilmeyi gerektirir.

Yani…

  • Piyasanın gerekliliklerini bilmelisiniz.
  • Hedef müşterilerinizi değerlendirmelisiniz.
  • Rakiplerinizi analiz etmelisiniz.
  • Düşük maliyet/düşük fiyat tarifesiyle çalışan yerel şirketlerle rekabet etmeye hazırlanmalısınız.

Uçağa atlayın… Hedeflenen piyasaya gitmek ve yerinde inceleme yapmak, yerel piyasanın durumunu gözlemlemek, koşulları ve rakipleri tanımak için yurtdışına gidebilirsiniz.

Gitmeden önce…

  • Yapılacak listesi hazırlayın.
  • Gideceğiniz ülkedeki Türkiye Büyükelçiliği ile irtibata geçin ve size rehberlik edecek bir memur talep edin.
  • Toptancıları ziyaret edin. Ürünleri, fiyatları inceleyin.
  • Ülkenin güncel durumu ve kültürü hakkında bilgi edinin.
  • “Merhaba”, “Günaydın”, “Lütfen” gibi temel kelimelerin o dildeki karşılığını öğrenin. Ufak şeyler büyük fark yaratabilir bazen.

4. Her piyasanın farklı olduğunu ve aniden değişebileceğini idrak edin.

Uluslararası ticarette yapılan en yaygın hatalardan biri işlerin hep aynı seyrinde olacağı yanılgısına düşmektir. Yani sattığınız ürün X ülkesinde çok talep görürken Y ülkesinde hiç talep görmeyebilir. Endonezyalılar ürün kalitenizi beğenirken Macarlar ürünlerinizden hiç memnun olmayabilir. Piyasa trendlerini ve taleplerini, her ürün ve ülkenin kendine has özelliklerini, iş geleneklerini, kültürleri ve insanların düşünme biçimlerini anlamadan bir piyasada tutunabilmek çok ama çok zordur.

Piyasanın birkaç yıl gibi kısa bir süre içinde değişebileceğini de bilmeniz gerekir. Teknoloji, küreselleşme, gümrük ve ticaret tarifelerinin kaldırılması, ithalat-ihracat düzenlemelerinde yenilikler, uluslararası ticareti doğrudan etkiler. Bu nedenle güncel gelişmeleri yakından takip etmeli ve yeni düzenlemelere göre B ve C planlarını hazır etmelisiniz.

5. Durumu analiz edin, konum alın ve ürünlerinizde değişiklik yapın.

Kargo gönderirken iki konuya dikkat etmelisiniz.

  • Kargo masraflarını minimum tutmak
  • Paketin güvenliğini maksimum sağlamak

Örneğin, Moskova’ya meyve suyu satacaksınız. Bir seferde 10.000 şişe meyve suyu gönderdiğinizi ve her partide %5’lik bir zararı tolere edebileceğini öngördünüz. Ancak uygun paketleme yapamazsanız Moskova’ya gidene kadar 10.000 şişenin hepsi de kırılabilir.

Bu sorunu çözmek için üretici firmayla yeni bir paket tasarımı konusunda anlaşırsanız artık %5’ten daha fazla fire vermezsiniz.

Yani ihraç edeceğiniz ürünlerin güvenliğine maksimum özen göstermek zorundasınız.

Müşteri ihtiyaç ve taleplerine kulak verin. Yerel pazarda başarılı olmanız, uluslararası pazarda başarılı olacağınızın garantisi değildir. Örnek vermek gerekirse, kendi ülkenizde 2 litrelik cam şişede sattığınız meyve suyunu, Somali’deki insanlar satın alamayabilir, bu kişilerin bütçesine uygun olmayabilir. Dolayısıyla Somali’ye meyve suyu ihraç ederken 1 litrelik plastik kutulardan gönderebilirsiniz. Müşterilerin ihtiyaçlarını, taleplerini ve durumlarını gözetmeniz gerekir.

6. Plansız işe koyulmayın.

ihracat-yapmak-isteyenlere-tavsiyeler-2

Size özel bir pazarlama stratejisi geliştirin. Harvard Üniversitesi’nden Michael Porter bir şirketin rakipleriyle aynı performansı göstermesi için herhangi bir pazarlama stratejisine sahip olması gerekmediğini söylüyor. Ancak rakiplerinizden üstün olmak istiyorsanız sizi rakiplerinizden farkı kılacak noktalar üzerine yoğunlaşmanız gerektiğini de ekliyor.

Her piyasa için farklı bir pazarlama planı hazırlayın. Pazarlama planı 100 sayfalık tablolardan, şemalardan oluşan bir belge olmak zorunda değildir. Kısa ve öz olması yeterlidir. Her pazarlama planı şunları içermelidir.

  • Pazar araştırması
  • Pazarlama hedefleri
  • Pazarlama stratejisi
  • Eylem planı

Diğer bir deyişle, bir piyasa girmeden önce o piyasada daha önce ve şimdi neler olduğunu ve gelecekte neler olmasını hedeflediğinizi, hedefinize ulaşmak için nelere ihtiyacınız olduğunu ve hedeflerinizi nasıl gerçekleştireceğinizi belirlemelisiniz.

Gerçekçi ve uygulanabilir hedeflere sahip olmanız önemlidir ve şirketteki herkesin bu planlardan haberi olmalıdır. Hedeflerinize yönelik gelişmeleri kontrol etmeli ve bu planlara mümkün olduğunca sadık kalmalısınız.

Her piyasa için ayrı bir ihracat planı hazırlayın. İş dünyasında pazarlama ve satış aynı şey sanılır. Bu yanlıştır. Satış pazarlamanın bir parçasıdır, bu nedenle ihracat planınızda farklı hedefler yer almalıdır.

Bir ihracat planı şunları içermelidir.

  • İhracata hazırlık analizi
  • Piyasa araştıması
  • Ürün geliştirme
  • Ticaret ve gümrük düzenlemeleri
  • İhracat stratejisi
  • Fiyatlandırma
  • Ödeme ve kargo yöntemleri
  • Lojistik ve dağıtım
  • Finansman
  • Satış sonrası stratejisi
  • İhracat öngörüleri
  • Uygulama planı

Her piyasa için belli bir fiyat belirleyin. İhracat fiyatlarını belirlerken belli bir kural yoktur. Kimse size “Şu fiyat doğrudur” diyemez. Ancak belirli bir ürün farklı piyasalarda farklı fiyatlara sahip olabilir. Aynı ürünü farklı fiyatla satışa sunarken şunlara dikkat etmelisiniz.

  • Pazarlama stratejisi
  • Ürünün özellikleri, kalitesi ve markanın tanınırlığı
  • Miktar/adet
  • Piyasa trendleri ve talep
  • Hedef müşteri profili

Bir ürünün alıcısı, ürünün kalitesinden önce fiyata bakar. Bu nedenle fiyatlandırma mühimdir.

Amacınız maksimum kar marjıyla maksimum sayıda ürün satabilmek olmalıdır.

SWOT analizi yapın. Planlamaya SWOT analizi ile başlamak iyi bir fikirdir. Bu planda “güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler” analiz edilir. Böylece öncelik vermeniz gereken konular kafanızda netleşir.

Acil durumlar için özel bir plan geliştirin. Gecikmeler, zararlar, kalite şikayetleri, hırsızlık, ödeme yapılmaması gibi durumlar uluslararası ticarette zaman zaman görülebilir. Bu tür sorunlar için detaylı bir sorun çözümü planı hazırlayın. Bu tür durumlarla başa çıkabilmak, iş planlamasının esaslarından biridir.

7. Network oluşturun.

İhracat takım işidir. İhracat işini tek başına yapamazsınız. İnternetten ya da bölgenizden size bu konuda yardım edecek pek çok kişi bulabilirsiniz.

İhracat işlemleri için ihtiyaç duyduğunuz hizmetleri listeleyin. Bu liste tedarik zinciri planında yer almalıdır.

Dolar hesabı mı, yoksa örneğin Paypal hesabı mı açtırmanız gerektiğine karar verin. Sonra yerel bir bankaya gidip kendinizi, şirketinizi ve ihracat planınızı açıklayın.

İpucu: Uluslararası bankacılık işlemleri, ülkenizde işlerini hallettiğiniz bankayla yapmak zorunda değilsiniz. İhracat yapmayı hedeflediğiniz ülkedeki bilinir bir bankayı seçebilirsiniz örneğin. En iyi senaryo ise ülkenizde kullandığınız bankanın, ihracat yapacağınız ülkede de şubesi olmasıdır. Örneğin İş Bankası’nın Irak ve Kosova’da birer şubesi var.

Ürünleriniz sertifikalı olmak zorunda mı? Bunu da araştırın. Yerel sanayi kuruluşlarıyla, sertifika veren şirketlerin yöneticileriyle, gümrük müsteşarlığıyla bu konuyu da görüşün.

Büyük olasılıkla sigorta da yaptırmak isteyeceksiniz. Denizaşırı ticaret sigortası yapan bir sigorta acentesiyle görüşün.

Tüm bu kurum ve kuruluşlarla sıkı ilişkiler geliştirmeye çalışın. Ne kadar güvenilir iş ortaklarınız olursa, o kadar az sorunla karşılaşırsınız.

Muhataplarınızla ilgilenin. Örneğin irsaliyenizi hazırlayan şirketin personeline ufak bir hediye göndermek, size hiç beklemediğiniz kolaylıklar sağlayabilir. İnsanların gönlünü hoş tutmayı bilmek, bu işin yazılı olmayan kurallarındandır.

8. İşlem ve cevap verme kurallarınız olsun.

En geç 48 saat içinde maillerinize cevap verin. Potansiyel müşterilerinizin attıkları e-mail hakkında ne kadar talepkar olduklarını görünce biraz şaşıracaksınız. Özellikle Asyalı ve Ortadoğulu müşteriler, genelde önce e-mail gönderirler, birkaç saat içinde de telefonla ararlar.

Gerçekçi ve gerçekdışı talepleri anlamalısınız. Kural olarak, gerçekçi bir ürün talebinde hangi üründen ne kadar istendiği yazar, şirketi adı sanı bellidir.

Eğer gerçekçi olmayan bir talepteyse hiçbir spesifik bilgi yer almaz. Örneğin portakal üretip satıyorsunuz diyelim. Kuveyt’ten gelen bir e-mailde sadece “Türkiye’den meyve almak istiyoruz.” gibi genel bir ifade varsa, bu e-maili önemsemeyebilirsiniz.

Artan uluslararası ticaret yapan şirketlerin sayısı nedeniyle bu işin ciddiyeti de biraz zedelenmiştir. Yani biri size “2000 ton siyah üzüm lazım.” diye mail atarsa, bunu da es geçebilirsiniz. Hiçbir ciddi alıcı, bu tarz bir istekle gelmez size.

İş yapacağınız şirketi kontrol edin. Karşılıklı alım-satımı ciddiyete bindirmeden önce alıcının geçmişini ve güvenilirliğini kontrol edin. İnternete girip şirketle ilgili araştırma yapın. Türkiye’deki ticaret odalarından, bu şirketle ilgili geçmiş bilgiler varsa onlara ulaşabilirsiniz.

9. Müzakere bir sanattır.

İndirim yapın. Alıcı şirket, indirim karşısında memnun kalır. %10’luk bir indirim iki tarafın da işine gelir, zira indirim yaparak daha olumlu bir satıcı imajına sahip olursunuz. Ancak fiyat konusunda dikkatli olun. Fiyatı başlangıçta çok yüksek tutarsanız alıcı şirket pazarlık masasına bile oturmayabilir.

Kültürel farklar konusunda bilinçli olun. Din, kültür, görgü kuralları gibi şeyler konusunda farkındalık sahibi olmalısınız. Yani kimi ülkelerde toplantıya geç kalmak, çok ayıp karşılanır. Bazı ülkelerde inek kutsaldır. Her ülkenin ve toplumun kendi kuralları vardır. Bunlar hakkında bilgi sahibi olmalısınız.

Sözlü anlaşmaları mutlaka resmi belgelere dönüştürün. İhracatın “altın kuralları”ndan biridir bu. Tüm sözlü anlaşmalar ve her şey, mutlaka yazılı ve imzalı resmi belgelere dönüştürülmelidir. “Yarın fakslarım, onu haftaya göndereyim” filan kabul edilmemeli, her şey yazılı metin olarak sabit olmalıdır.

Münhasırlık haklarını ancak alıcıyı iyice tanıdıktan sonra vermeyi düşünün. Birçok alıcı, belli bir piyasada ürününüzün veya şirketinizin münhasır işletme haklarını almak isteyecektir sizden. Bu ihtimali hemen geri çevirmeyin, ancak bu konuyu detaylıca görüşmeye açık olduğunuzu bildirin. Zira birbirinizi tanıyıp sıkı bir ilişki kurmanız gerekir haklarınızı devretmek için.

Münhasırlık haklarınızı yabancı bir şirkete devretmeden önce sözleşmede ne tür maddeler yer alacağını kesinleştirin.

Bir yıldan önce herhangi bir sözleşme imzalamayın. İş ortağınızdan ve satışlardan memnun kalırsanız ancak o zaman sözleşme imzalamayı düşünebilirsiniz.

Örneğin 4-6 ay arasında X miktar ürün satılmazsa münhasırlık haklarını iptal etmeyi bu sözleşmede resmi olarak belirtebilirsiniz. Yani kendinizi de güvence altına almanız gerekir.

Ayrıca sözleşmede belirtilen miktarın %20’sinin ücretini peşin olarak almanız da adil ve makul bir anlaşma yöntemi olur.

İyi bir tercümanla çalışın. Bazen iki dilli bir sözleşme hazırlamanız gerekebilir. Bu durumda çevirinin sahihliği son derece önemlidir. Bazı durumlarda terminolojideki ufak bir hata farklı anlamlara yol açabilir ve sonunda çok maliyetli anlaşmazlıklara neden olabilir. Bu nedenle iyi bir çevirmenle çalışmaya özen gösterin.

10. Dolandırıcılığa karşı tedbirli olun.

Uluslararası ticaret dünyasında da dolandırıcılık söz konusudur. En yaygın dolandırıcılık yöntemleri ödeme yapmamak, yüklü miktarda numune istemek ve hatalı şikayetlerde bulunmaktır.

Ödeme yöntemi konusunda uluslararası güvenilir yöntemleri kulllanırsanız ödeme konusunda sıkıntı çekmezsiniz, ancak hatalı şikayetlere karşı tedbirli olmak biraz daha zordur.

Örneğin bir şirket sizden yüklü miktarda numune istiyorsa kuşku duyabilirsiniz. Adı üstünde numune… İki kasa elma yerine sizden 2 ton elma isteniyorsa orada bir bityeniği var demektir.

Hatalı şikayet de karşı tarafın gönderdiğiniz üründe kusur bulması sonucu ödeme yapmaya yanaşmaması hadisesidir. Bu duruma yönelik de sözleşme de “hatalı mal ve iade koşulları” maddelerini olabildiğince detaylandırmanız tavsiye edilir.

11. Piyasa ve müşteri odaklı olun.

ihracat-yapmak-isteyenlere-tavsiyeler-3

Güçlü iş ilişkileri geliştirin. İş ilişkileri geliştirirken küçük şeyler çok önemli faydalar sağlayabilir. Yani özel gün ve bayramlarda kartpostal göndermek, tebrik mesajı göndermek, doğum günlerini kutlamak, ilişkilere değer ve güç katar.

Hizmette kusur etmeyin. Her hizmet şu koşulları sağlarsa başarılı olarak değerlendirilebilir.

  • Hız
  • Samimiyet
  • Bilgi
  • Sorun çözümü

Beklentileri aşarak alıcıları kendinize bağlayabilirsiniz. Pazarlama gurularından Philip Kotler şöyle der: “Müşteri beklentilerini karşılamak, müşteri memnun eder. Ancak bu beklentileri de aşmak onları mest eder.” Yani beklentileri aşarsanız müşterilerinizi kendinize bağlarsınız.

Ancak beklentileri aşmak günün birinde çok zor ve maliyetli bir hale gelebilir. Yani kazanç elde etmek ve müşterinizi memnun etmek arasındaki dengeyi iyi kurmalısınız.

12. Artan piyasa taleplerine karşı hazırlıklı olun.

Yukarıda bahsedilen meseleleri dikkate alırsanız ürünleriniz uluslararası alanda başarılı olur ve ürünlerinize olan talep ciddi şekilde artar.

Ancak artan talebi karşılayamaz hale gelirseniz müşteri ve saygınlık kaybetme durumuna gelebilirsiniz. Bu nedenle üretimi artırın, ortaklıklar kurun ya da aynı ürünü başka yerlerden tedarik edin. Ancak başka yerden tedarik ettiğinizde ürün kalitesinin, hizmetlerin ve fiyatların aynı olmasına özen gösterin.

13. Para ve zaman harcamaya hazır olun.

Genelde uluslararası piyasalara, yerel piyasadan daha fazla yatırım yapmanız gerekir. Yeni ve yabancı piyasaları araştırmak hem uzun zaman alır hem de maddi olarak maliyetlidir. Ancak mükafatı da aynı oranda yüksektir.

14. Karar verirken ticari düşünün.

Ticari düşünmek demek, sadece kar marjını düşünmek demek değildir.

Kar marjını düşürmenin size ve şirketinize ne kazandıracağını ya da karınızı denizaşırı piyasalara yatırmanın ne kazandıracağını iyi anlamalısınız.

15. Aşırı büyümeye çalışmayın.

Tek seferde bir piyasaya yoğunlaşın. Diğer piyasaya ancak ilk piyasadaki pazar payınızı garanti altına aldıktan sonra geçin. Sabırlı olun, şirketinizi büyütmek için kasanızdaki paranın yeterince çok olduğundan emin olun.

Giyim Mağazası Açmak İsteyenlere Tavsiyeler

İyi giyinmeyi seviyor musunuz? İnsanlarla birlikte çalışmaktan hoşlanıyor musunuz? Eğer bu iki soruya cevabınız “Evet!” ise o zaman giyim mağazası açma fikrini düşünebilirsiniz.

Öncelikle giyim mağazası açmak ciddi bir iştir. “Giyim mağazası işletmek, tam zamanlı bir işten daha fazlasıdır. Giyim mağazası işletmek 7 gün 24 saat 365 gün boyunca yapılan bir iştir ” . Şimdi dilerseniz giyim mağazası açmayı aşama aşama inceleyelim.

1.Başlangıç

Eğer doğru bir kulvardan ilerlerseniz giyim mağazalarına her daim ihtiyaç vardır. AVM’leri ya da çarşıları incelerseniz giyim mağazalarının çoğunlukta olduğunu görürsünüz. Bu nedenle giyim konusunda hangi alana odaklanacağınızı belirlemelisiniz.

Kendinize şu soruları sorarak başlayabilirsiniz.

a. Bu sektörde tecrübem var mı?

Belki satış ve ticaret konusunda dersler aldınız, belki küçükken babanızın ya da dedenizin dükkanında vakit geçirdiniz, belki üniversitede yazları bir mağazada satış personeli olarak çalıştınız. Her ne olursa olsun, bunlar iyi tecrübelerdir. Mağazacılık konusunda tecrübe sahibi olmanız, giyim ve modaya olan ilginiz kadar önemlidir.

b. Giyim sektörünün kendine özgü riskleriyle yaşayabilir miyim?

Sizi korkutmak gibi bir amacımız yok, ama manzarayı tam olarak göstermek durumundayız. Eğer giyim mağazası açmak istiyorsanız bunun riskli bir iş olduğunu bilmelisiniz. Eğer mağazacılıkta işleriniz iyi gitmezse 20 yıllık birikiminiz bir yıl içinde buharlaşabilir.

c. Giyim sektöründe gelecek görüyor muyum?

Neden emlak ya da market işine değil de giyim işine girmek istediğinizi gerekçelendirmelisiniz. Giyim işi tutkunuz olsa bile bu sektörün iniş çıkışlarına hazır olmalısınız. Bu durumu evliliğe benzetebiliriz. İşler kötüye gittiği zaman nikah masasında neden “Evet” dediğinizi hatırlamalısınız.

d. Sektörde rekabet edebilir miyim?

Giyim alanında rekabetin sıkı olduğunu görmek için uzman olmaya gerek yok. Yapmanız gereken tek şey piyasayı iyi analiz etmek ve AVM’leri gezmektir. Eğer müşterilere ihtiyaç duydukları ve piyasada pek bulunmayan ürünler sunarsanız rakiplerinizin arasından sıyrılabilirsiniz.

e. Spesifik bir alanda uzmanlaşabilir miyim?

Eğer giyim işine girmek istiyorsanız piyasadaki bir eksikliği tespit etmişsiniz demektir. Belki XXL ebatlarda gece kıyafetleri satacaksınız, belki timsah derisinden ayakkabı satacaksınız ya da belki çocuklar için dağcılık kıyafetleri… Ne olursa olsun, kendinize spesifik bir alan belirlemeniz gerekir. Aynı anda herkese hitap etmek yerine belli bir müşteri kesimini hedeflemeli ve buna göre ürünler sunmalısınız.

f. Diğer mağazalardan farkım ne olacak?

Buna “pazarlama” deniyor kısaca. Yani bırakın sektördeki diğer markaları, aynı alışveriş merkezindeki mağazalarla bile rekabet içinde olacaksınız. İnsanlar sizin mağazanızı ve diğer mağazaları gezdikten sonra ne alacaklarına karar verirler. Bu yüzden müşterileri kendinize çekmek için bir farkınız olmalı. Faaliyet gösterdiğiniz şehirdeki insanların sosyo-ekonomik yapısına, mağazanın konumuna ve modaya dikkat etmeli, kendinizi buna göre konumlandırmalısınız.

2. Hedef Kitle

İster tanesi 399 liraya gömlek satın, ister herkesin bütçesine uygun kıyafetler satın; ama muhakkak piyasadaki büyük mağaza zincirlerini takip etmeyi unutmayın. LCW, Koton, Colins, Pull & Bear, Bershka, Zara gibi büyük mağaza zincirlerinin ürünlerini ve fiyat politikalarını iyi analiz edin.

Yani YKM, Boyner gibi perakende satış yapan yerlerin mekan ve tasarım olarak birbirine çok benzediğini siz de fark etmişsinizdir, zira büyük markalar bu tür perakende satış yapan yerlerde mutlaka bulunmak isterler. Bu nedenle YKM ve Boyner’de Mavi Jeans, Levi’s gibi markaların hep büyük alanlar kapladığını görürsünüz.

Giyim sektöründe yatırım danışmanlığı yapan Ali Bey bu konuda şöyle diyor: “Eğer her şey birbirine benzerse müşterilerin alışveriş yapma şevki azalır. İnsanlar bir mağazaya girdiklerinde alışverişe ayırdıkları zamandan maksimum fayda sağlamak isterler. Ancak bu tür büyük perakendecilerde bırakın güleryüzlü hizmeti, danışacak bir satış personeli bulursanız kendinizi şanslı sayabilirsiniz .”

Küçük mağazalar müşterileri daha iyi tanır, onların ihtiyaçlarına nasıl yanıt vermek gerektiğini daha iyi bilir. Küçük mağazalarda müşterinin kendini özel hissetmesini sağlayan kıyafetler vardır. Dev giyim mağazalarındaki gibi tişörtler, pantolonlar, kazaklar binlerce kişinin elinden geçmemiştir böyle yerlerde. Her şey daha düzenlidir. Pek çok müşteri de bu itinalı hizmeti ve özeni takdir eder, zira aradıkları şey tam olarak  budur .

Kadınlar

Zor olanla başlayalım. Giyim sektörü uzmanları, kadınlara özel giyim mağazası açmak isteyen bir kişinin mutlaka piyasada boşluk olan yerlere dikkat etmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Yani kadınların başka bir yerde kolayca bulamayacağı hangi ürünleri satabilirsiniz? Hangi sosyo-ekonomik sınıftan kadınları hedefliyorsunuz? Kadınları benim mağazama çekmek için ne yapmam gerekir? Bu soruları kendinize mutlaka sormalısınız.

Ayrıca hangi şehirde, hangi semtte mağaza açacağınızı da göz önünde bulundurmalısınız. Nişantaşı ve Beykoz arasında birtakım farkların olması kaçınılmazdır.

Erkekler

Erkek müşteriler genelde 18-50 yaşları arasındadır ve tek başına alışveriş yaparlar. Kadınlar ise hem eşleriyle, hem tek başlarına, hem de arkadaşlarıyla birlikte alışveriş yaparlar ve her yaştan kadını alışveriş yaparken görmek mümkündür.

Bu anlamda erkek müşterileri cezbetmenin görece daha kolay olduğu söylenebilir. Zira erkekler bir üründen hoşlandıkları zaman o ürünü kısa süre içinde alıp mağazadan çıkma eğilimi gösterirler. Elbette kadınlar gibi mağaza mağaza gezip fiyat, model, beden kıyaslaması yapan erkekler de vardır, ama bu kişilerin azınlıkta olduğu söylenebilir.

Çocuklar

1980 ve 90’lardaki artan doğum oranı nedeniyle çocuk giyimi sektörü senelerdir büyük bir yükseliş içinde. Çocuk giyimi piyasası her yıl 20-22 milyar dolarlık bir hacme ulaşmaktadır ve giyim sektörünün en hızlı büyüyen koludur.

Tabii burada hedeflenen müşteri kitlesinin çocuklar değil, anne-babalar olduğunu belirtmekte fayda var. En azından 10-12 yaşlarına kadar hangi kıyafetin alınacağına anne-baba karar vermektedir genelde. Şüphesiz anne-babanın gelir durumu arttıkça çocuklarına daha “butik” giysiler almak isterler. Ancak LCW gibi mağazalarsa her kesimden insana hitap edecek bir ürün gamına sahiptir. Kısaca, mağazanızı ve ürünlerinizi nasıl konumlandırmak istediğinize bağlı olarak hedef müşteri kitlenizi belirlemelisiniz.

3.Giyim Mağazası Açma Maliyeti

Giyim mağazası açmak maliyetli bir iştir, önce bunu netleştirelim.  Ortalama bir giyim mağazası açmanın maliyeti  75-150 bin TL olmakla beraber bu maliyetin, mağazanın büyüklüğüne, hitap ettiği müşteri kitlesine, bulunduğu şehre ve konumuna göre değişiklik göstereceğini belirtmek gerekir.

Yani bu işi yapan kişilerden farklı rakamlar duyabilirsiniz. Kimi en az 50.000 TL lazım der, kimisi ise 150.000 TL. Burada önemli olan ne kadar paranız olduğu değildir. Çok para çok kâr demek değildir her zaman. Ancak az parayla bu işe girerseniz kâra geçmeniz o kadar uzun sürer.

Kira-Gelir Oranı : Perakende giyim sektörü danışmanı Ali Bey, toplam kazancın yaklaşık %5’inin kiraya gitmesi gerektiğini ifade ediyor. Yani yıllık 20.000 TL’lik bir dükkan kira maliyetiniz varsa bu, yıllık 400.000 TL’lik satış yapmanız anlamına geliyor.

4. İşletme

Giyim sektöründe sıkılmazsınız. Sürekli farklı insanlarla iletişim kurarsınız. Ve özellikle ilk başlarda tüm gününüz mağazada geçer.

İstanbul’da ünlü bir caddede giyim mağazası işleten Rauf Bey: “Her gün farklıdır. Sattığınız ürünleri ilk siz denersiniz, her gün farklı bir ceket giyebilirsiniz mesela. Bir dakika önce müşterilere XL beden mont ararken bir dakika sonra Facebook’tan müşterilerin sorularını yanıtlarsınız. Yani yapacak çok iş vardır. Ama keyif almayı bilmek lazım her şeyden önce tabii.” diyor.

Mağaza Kuralları

Bu kadar hareket eğlenceli olsa da bir süre sonra yorucu olmaya başlayabilir. Bu nedenle mağazanıza işletme kuralları koymanızda fayda var. Buna günlük olarak yapılması gerekenler listesi diyebiliriz . Yani belli bir planınız olmazsa son dakika verilen kararlar pahalıya mal olabilir. Bu nedenle mağazanızı açtıktan sonra oturup mağaza kuralları oluşturun ve çalışanlarınızın bu kuralları iyi bildiğinden emin olun.

Bu listede; ürün kabul, ödeme yöntemleri, giriş çıkış saatleri, kargolama, hediye paketi, indirim kartları, kredi kartı taksitleri, fiyatlandırma, etiketleme gibi şeylere yer verebilirsiniz.

Mekan Seçimi

Mağaza açarken işiniz için en uygun yeri seçmelisiniz. Yani ne sattığınız kadar kime sattığınız da önemlidir. Bu nedenle hedef müşteri kitlenizin sosyo-ekonomik durumunu gözardı etmeyin.

Pahalı semtlerde ya da iyi iş yapan AVM’lerde (örneğin Bebek, Nişantaşı; Zorlu Center, İstinye Park vs.) mağaza açacağınız zaman dükkan kiralarının ortalama bir semtteki kiralardan fazla olacağını unutmayın. Ayrıca bazı dükkan sahipleri, kiracılarının aylık kazancından belli bir komisyon da talep edebilir. Yani aylık 4000 lira kira + o ayki satıştan %3 komisyon gibi… Böyle bir şey duyarsanız şaşırmamanızı tavsiye ederiz.

Bununla birlikte bir AVM’de mağaza açmak istediğiniz zaman AVM’nin genel masrafları için bir miktar ödeme yapmak durumunda da kalabilirsiniz. Yani bulunduğunuz katın temizliği, katta bulunan bitkiler, park alanı vs. için küçük bir meblağ istenebilir AVM yönetimi tarafından.

Giyim mağazanız için mekan ararken şunlara dikkat etmelisiniz.

  • Birçok farklı mekan ve AVM gezin. Alternatifleriniz olsun.
  • Faaliyete geçebilmek için almanız gereken izin ve belgeleri öğrenin.
  • Mağazanın araç trafiğine uygun bir yerde olup olmadığına bakın.
  • İstenen kira ile mağazanın iş yapma potansiyelini kıyaslayın.
  • Mağazanın bulunduğu bölgenin büyüme potansiyelini değerlendirin. Örneğin mağazanın tam karşısında bitmek üzere olan bir metro inşaatı varsa büyüme potansiyeli var demektir.
  • Mağazanın büyüklüğüne bakın. Metrekare olarak ihtiyacınızı görüp görmeyeceğinden emin olun.

Personel

Mağazanın büyüklüğüne ve müşteri trafiğine göre çalıştıracağınız personel sayısı değişiklik gösterir, ama genel kural her 90 metrekare için bir personel şeklindedir.

Personel işe alırken satış kabiliyeti ve kişilik özellikleri birincil önemdedir. Bu özelliklere sahip personeller gelişmeye açık olduğundan onları daima eğitebilirsiniz. Ayrıca personelinizin olgun ve dürüst olması da diğer önemli konu.Bu anlamda personel olarak siz mağazada değilken her şeyi kayıt altına alan ve kasayı emanet edebileceğiniz birini seçmelisiniz.

Özetle kimi işe alacağınız konusunda spesifik olmalısınız. Zira sizi dev giyim markalarından ayıran şey personeliniz olacaktır. Büyük giyim mağazalarında müşteriler kendi başlarına takılırlar, ancak sizin mağazanızda satış personeli bizzat müşterilerle ilgilenmekle mükelleftir.

5. Pazarlama

Yeni bir iş kurduğunuz zaman pazarlama ve reklamın önemli olmasının pek çok nedeni vardır. Ama giyim alanında birkaç şey saymak gerekirse öncelikle müşterilerinize bir kereliğine satış yapmak istemezsiniz. Sizden alışveriş yapan bir insanın tekrar size gelmesini istersiniz. Bu nedenle insanlar üzerinde güçlü ve pozitif bir intiba bırakmanız gerekir. En azından bu kişilere sosyal medya, telefon ya da e-posta aracılığıyla tekrar ulaşmalısınız. Böylece varlığınızı hatırlasınlar ve giysi alışverişi yapacakları zaman sizi de göz önünde bulundursunlar.

Bu nedenle reklama “masraf” olarak değil, satışları artırma yöntemi olarak bakmaya çalışın. Müşteri kitlenize göre çeşitli pazarlama kampanyaları düzenleyebilirsiniz. Bu reklam  kampanyalarının anlaşılır, bilgilendirici, dikkat çekici ve mağazanızın imajıyla uyumlu olmasına özen gösterin.

Küçük İşletme Sahipleri İçin En Karlı 5 Sektör

Bazı insanlar girişimci olmak için doğar. Fakat birçok girişimci adayı için, tam olarak ne tür bir iş kuracağına ve en uygun sektörün hangisi olduğuna karar vermek zordur.

Kazançlı bir iş sahibi olmak istiyor ancak sizin için en doğru olan iş fikrini bulmaya çalışıyorsanız bu yazımız tam size göre. Bu yazımızda küçük işletme sahipleri için en karlı beş sektörü inceledik.

En Karlı Sektörler #1: Mobil Şirketler

Mobil uygulama geliştirme sektörü günümüzde kocaman bir endüstri haline geldi ama burada aslında tam olarak ondan bahsetmiyoruz. Burada müşterilerin ayağına giderek hizmet veren, müşteri nerede olursa olun ürün ve hizmeti ona ulaştıran şirketlerden bahsediyoruz.

İstediğimiz şeyi anında elde etmeye ve keyfimize göre alabilmeye her geçen gün daha fazla alışmaktayız. Bu sebeple gezici işler 2017 başlarında en karlı sektörler arasında başı çekmeye başladı.

Araba tamiri:

otomotiv-sektoru

Bazen sadece tek bir onarım için aracınızı servise götürmek zor gelebiliyor. Sonuçta birçoğumuz, bir noktadan diğer noktaya gitmek amacıyla araba kullanıyor. Yani aracınızı tamire götürmek demek, uzun süren saatler boyunca onarılmasını beklemek, belki bir gün süreyle başka bir araç kiralamak zorunda kalmak, ya da eş dosttan arabasını ödünç almak anlamına gelir.

Bazı onarım işleri için geniş çapta donanım ve ekipman gerekirken, sadece birkaç basit alet edevatla çözülebilecek birçok tamirat servisi de vardır. Eğer hünerli bir tamirciyseniz hizmetlerinizi gezici olarak vermeyi düşünbilirsiniz. Sözgelimi, yağ değişimi, sıvıların yenilenmesi, akü değişimi, far tamiri gibi vakit almayan hizmetler için müşterinin garajına veya şirket otoparkına gidebilirsiniz.

Yemek Kamyonları:

yiyecek-kamyonlari

Gurme hareketi, 2017’de de birçok farklı tarzda ve eşsiz mekanlarda büyümeyi sürdürüyor. Fakat büyük şehirlerde kiralar yükseldikçe ümit vadeden yemek sanatçılarının, hedef müşteri kitlelerinin bulunduğu şehir merkezlerinde fiziki bir dükkan kiralayabilmsi gitgide daha da zorlaşıyor.

Peki ne olacak? Çare gıda kamyonları! Yola çıkın ve yerel etkinliklere, pazarlara, kasaba meydanlarına -kısaca kalabalığın ilgisini çekebileceğiniz herhangi bir yere- gidin. Yemek kamyonu ile gezmek hem asgari genel giderleri en aza indirir hem de coğrafi değişkenliği artırır.

Bu arada, yemek kamyonlarına ilişkin farklı bir yönetmelik geçerli. Bu yüzden bulunduğunuz bölgedeki belediyeler ile iletişime geçip, ruhsatlandırma koşullarını öğrenmelisiniz.

Araba yıkama servisleri:

oto-yikama-acmak

Kanepede uzanıp en sevdiği diziyi izlemek varken kim arabasını yıkatmak için kalkıp şehir merkezine kadar gider ki? Mobil bir oto yıkama ve oto kuaförü işi kurarsanız yalnızca gezici olmanın getirdiği avantajlardan faydalanmakla kalmazsınız, aynı zamanda kayda değer bir meblağ tutan kurulum ve yer kiralama masraflarından da kurtulmuş olursunuz.

Eğer mobil araba yıkama servislerinin nasıl kurulduğunu tam bilmiyorsanız panik yapmayın. İnternette, bu niş alanda yeni iş kuracaklar için hazırlanmış eğitim setlerinin yanısıra, oto kuaför kurulum kiti satan çok sayıda toptan satışçı var.

Elektronik tamir servisi:

Telefon Tamiri

Eğer son zamanlarda başınızı akıllı telefondan kaldırıp etrafa şöyle bir gözatarsanız göreceksiniz ki insanların çoğu artık elektronik cihazlara takıntılı bir şekilde bağlanmış durumda. Teknoloji bağımlılığının bu kadar yaygın olması şu anlama geliyor; herhangi bir aksilik olunca insanlar çıldırıyor.

Hiç durmayın,hemen işe koyulun! Kırılan akıllı telefon ekranlarını, bozulan Wifi kartlarını, ömrü biten dizüstü bilgisayar bataryalarını bir düşünün. Ne kadar çok iş var…Üstelik müşterinin ayağına gidebiliyorsanız alabileceğiniz iş kat kat daha fazla.Çünkü bu tür onarımlar için bir teknik servis aramaya ve bulduğunda ise tamir süresini beklemeye herkes üşenir. Elektronik teknik servisi kurmak, bazı donanımlar satın almak gerektiren bir iş olduğu için ilk başta bazı masraflar yapılması gerekir. Ama işinizi mobil (gezici) olarak tasarlarsanız dükkan giderleri gibi bazı yüksek masraflardan kurtulursunuz.

En Karlı Sektörler #2: Çocuklara yönelik işler

2015’te Y kuşağı 1946 ile 1964 arasında doğan nüfusu geride bırakarak yaşayan en kalabalık jenerasyon oldu -ve gelişmiş ülkelerdeki verilere göre modern nufüs artışı gittikçe hızlanıyor ve bu ivmede bir azalma beklenmiyor.

Küçük işletme sahipleri için bunun çok net bir anlamı var: Her taraf çoluk çocuk kaynıyor. O yüzden çocuklara yönelik iş fırsatlarına yatırım yapılması çok karlı olacaktır. Çocuklara yönelik tüketici ihtiyaçlarına bir göz atın, belki de bu açıklardan bazılarını siz doldurabilirsiniz:

Yenidoğan ve hamilelik sonrası hizmetleri:

bebek-urunu-satmak

Rekor sayıda bebek doğmasıyla beraber, hamilelik sonrası ihtiyaçları ve yenidoğanlara yönelik ihtiyaçlar da hızla artıyor. Özellikle son yıllarda doulalar(doğum koçları) ve emzirme uzmanları,  yeni anne olanlar tarafından oldukça rağbet görmeye başladı. Ve her iki iş alanının da giderleri eğitim ve sertifika almak haricinde nispeten düşük.

Sosyal aktiviteler:

cocuk-etkinlik

Dünyadaki çocuk nüfusu artarken eğitime ayrılan bütçeler azalıyor. Okullarda müzik,sanat ve spor gibi geleneksel sosyal aktiviteler ihmal ediliyor. Bunun sonucunda ise aileler çocuklarını bu aktivitelere yollamak üzere okul dışında özel seçeneklere yöneliyor. Jimnastik salonları, müzik okulları, yüzme eğitmenleri, çocuk yogası hocaları ve bunun gibi branşlar oldukça cazip görünüyor.

Eğlence ve mobil uygulamalar:

mobil-uygulama-ile-zengin-olmak

Eğer teknoloji veya eğlence alanlarına dair ilginiz çoksa, en küçük tüketicilere yönelik iş kurmayı düşünebilirsiniz. Araştırmalar gösteriyor ki uzman tavsiyelerine bakmaksızın çocuklara yönelik tablet, uygulama ve mobil eğlence sektörleri yükselişte. Çocuklara ya da ailelere yönelik eğitici bir uygulama fikriniz mi var? Bu parlak fikirleri gelecek kuşağa aktarmak için şu an en iyi zaman.

En Karlı Sektörler #3: “Paylaşım ekonomisi”

İşletmelerin personel ihtiyacı giderek azalıyor. Bu, paylaşım ekonomisinin denen şeyin beraberinde getirdiği temel bir mesaj. Çevresel kaygılar, ekonomik zorunluluklar veya sadece daha fazla insani temas kurma isteğinden olsa gerek, kaynakları paylaşma fikri küçük iş fırsatları için son yıllarda oldukça rağbet gören bir model. Ve geniş ölçekli paylaşım ekonomisindeki büyüme fırsatları bütün hızıyla devam ederken yerel küçük işletmeler düzeyinde kalan fırsatlar da gün geçtikçe artıyor.

Belki öyle bir fikriniz vardır ki, gelecekteki Uber’i, Yemek Sepeti’ni veya AirBnB’yi kuracak kadar yıldızınız parlar. Veya paylaşım ekonomisinden daha küçük bir ölçekte de faydalanabilirsiniz. Aklınızdaki şey ne olursa olsun, bu yeni paylaşım ekonomisinden faydalanabilmeniz için aşağıda yer verdiğimiz birkaç örneğe gözatın:

Aksesuar ve Giysi:

#6 - Örme veya tığ işi hazır giyim

“Rent the Runway” ve “Gwynnie Bee” gibi internet siteleri, üyelerine kıyafet ve aksesuar kiralama hizmeti sunarak bu ürünleri satış fiyatının çok altında kullanma imkanı veriyor. Bu şekilde sisteminin temelini paylaşım ekonomisi üzerine kuruyor. Aynı envanter üzerinden birçok kez gelir sağlanabileceği için bu tür girişimlerin karlılık düzeyi azımsanamayacak derecede yüksektir.

Eğer modadan anlıyorsanız, belli bir stil sahibiyseniz ve diğer kiralama hizmeti veren yerlerin sunmadığı stillerde ürünler sunabiliyorsanız bu alanda bir iş kurarak iyi bir başlangıç yapabilirsiniz.

En Karlı Sektörler #4: Online Eğitim

Hangi sektörde uzmanlık sahibisiniz? Dünyayla bilgilerinizi paylaşmak istediğiniz bir alan var mı? Online girişimciler, çeşitli online platformlar aracılığıyla veya kendi internet siteleri üzerinden bağımsız olarak seminer ve kurslar vererek iyi para kazanıyorlar.

Bir online kurs için gereken  masraflar da oldukça düşük. İlk başta kursu geliştirmek biraz zaman alabilir ve katılımcıların ilgisini çekmek için pazarlamaya bir miktar bütçe ayırmanız gerekebilir. Fakat bu adımları tamamlar tamamlamaz bundan sonra satılan ürün başına hiçbir gideriniz olmaz ve müşteri sayınız limitsiz olabilir.

Online kurs vererek hem başkalarına yardımcı olma hem de para kazanma fikri kulağınıza hoş geliyorsa fakat işe nasıl başlayacağınızı bilmiyorsanız aşağıdaki başlıklar size yardımcı olabilir:

Akademik konular:

egitim-sektoru-yenilik

Eğitim denince birçoğumuzun aklına ilk olarak geleneksel akademisyenler ve akademik eğitim gelir. Aslında akademik konular kesinlikle online kursların konusu değildir, fakat online kurslara uygulanabilir.

Özellikle Türkiye’deki okulların birçoğu öğrencileri hem standartlaştırılmış testlere hem de okul dışındaki hayata hazırlamaya çalıştığı bu dönemde, hem öğretmenler hem de ihtisas uzmanları için online kurslar üzerinden gelir etmek oldukça cazip gözüküyor. Matematik, fen bilimleri, tarih ve hatta standart testler üzerine tamamlayıcı nitelikte kurslar sunabilirsiniz. Hatta çocuklarına ev ödevlerinde yardımcı olmak isteyen ailelere yönelik kurslar bile tasarlayabilirsiniz. Eğer gerçekten yaratıcıysanız, sınırsız seçeneğiniz

Bunun haricinde akademik kurslar lise veya üniversite konuları ile de sınırlı kalmak zorunda değil. Eğer belirli bir konuda bilgi sahibiyseniz o konuya ilgi duyan başka insanlarla aynı noktada buluşma ihtimaliniz çok yüksek.

İşletme veya pazarlama:

finansal-egitim

Acı gerçek şu ki, sosyal bilimlerden mezun olan kişiler eleştirel düşünce yapısına sahip olmalarına rağmen üniversite öğrencilerinin çoğu iş hayatında başarılı olmalarını sağlayan pazarlanabilir becerilere sahip değil. Bu boşlukları doldurabilme kabiliyetiniz ile kendi uzmanlığınız birleştiği zaman, çok az kurulum masrafı ile inanılmaz kazançlar getiren fırsatlarla karşılaşabilirsiniz.

Kendi kariyerinizde zor yoldan elde ettiğiniz tecrübeleriniz ve bunlardan çıkardığınız dersler nedir? Online kurslar ile uzmanlığınızı meslektaşınız olan girişimcilerle paylaşın.

Kişisel gelişim ve sağlıklı yaşam:

kisisel-gelisim-hedefi

Bir terapist, yoga hocası, danışman, yaşam koçu veya uzun zamandır meditasyon yapan tecrübeli bir kişi misiniz? Kişisel gelişim alanında tutkuyla ilerleyen biriyseniz başkalarının da bu alanda ilerlemesine yardım edebilirsiniz. Bu sayede hatrı sayılır bir gelir de elde edersiniz. Tek yapmanız gereken, bilginizi başkalarıyla paylaşmak.

Hobiler:

para-kazandiran-hobiler

Birçok kurs, alınan eğitimleri ilerletme veya gelecekteki kariyer beklentilerine ya da yaşamdaki kökten değişiklikleri desteklemeye yönelik olarak tasarlansa da, bir hobi veya ilgi alanına ilişkin kurs vermeniz de mümkün ve kolay. Sözgelimi, kaligrafide tecrübeli olduğunuzu düşünelim. Bu konularda bir şeyler öğrenmek üzere para ödemeye gönüllü olan ne kadar çok sayıda insan olduğunu bilseniz şaşarsınız.

Belki online kurs içeriğinin nasıl tasarlanacağını bilmiyor olabilirsiniz. İşte buna cevaben, online kursların nasıl yapıldığını anlatmak üzere tasarlanmış online kurslar bile var. Bunu da düşününce bu işlere girmemek için bahaneniz kalmıyor.

En Karlı Sektörler #5: Serbest meslek hizmetleri

Büyük kriz döneminden sonra ekonomi kendini toparlamaya başlarken küçük işletme sahiplerinin çoğu günlük işleri yürütmek üzere asistan arayışına girdi. Fakat kitlelerin işten çıkarıldığını unutmayan deneyimli girişimciler tam zamanlı bir eleman işe almanın gerektirdiği hukuki masraflar ve sorumlulukları üstlenmekte tereddüt ederler. Serbest çalışanlarla dönemsel olarak anlaşmak herkesin işine gelen bir orta yoldur, bu sayede maaş ve uzun vadeli yükümlülüklerden de muaf olunur. Eğer küçük işletme sahiplerinin işine yarayan becerileriniz varsa, bunları kullanarak güzel bir gelir elde edebilirsiniz.

Aşağıdaki serbet meslek türlerinden size uyan olup olmadığına bakın:

Danışmanlık:

Ortak, Çalışan veya Danışman

Eğer bir sektörde çok uzun zamandır çalışıyorsanız, insanlar sizin uzmanlığınız ve tecrübenizden faydalanmak için yanıp tutuşabilir. Bunca tecrübeyi niçin bağımsız bir danışman olarak yeni bir kariyer kurmak üzere kullanmayasınız ki? Sektör konferanslarında konuşma yapmak üzere para alabilirsiniz, iş kuran acemiler için danışmanlık yapan oluşumlarda görev alabilirsiniz, ya da bir şirkette strateji planlama yapmak üzere dönemsel sözleşmeli olarak çalışabilirsiniz.

Bunun dışında kendi danışmanlık şirketinizi kurmak da çok akıllıca ve inanılmaz karlı olabilir.

Grafik tasarım:

tasarim-sirketi-kurmak

Tüketicilerin ilgisini çekmek için yarışan markaların çoğalması ile rekabet arttıkça küçük işletmelerin havalı ve net bir imaj sahibi olmanın da önemi büyüyor. Büyük ölçekli reklam ve pazarlama ajanslarına bütçesi yetse de yetmese de, küçük işletmelerin hepsi arada sırada belli bir miktar grafik tasarım işinin yapılmasına ihtiyaç duyar.

Photoshop, Illustrator, ve InDesign gibi programlara hakim misiniz? Birkaç tasarım kursuna gittiyseniz ve markalaşma konusundan anlıyorsanız bu becerileri serbest çalışan bir grafik tasarımcı olarak kullanabilirsiniz. Bunun için hiçbir masraf yapmanız gerekmez ve saatlik mesai ücreti alarak çalışabilirsiniz. Küçük işletme sahiplerinin kendi başına yapmayı beceremedikleri tasarım işlerini onlar adına yaparak para kazanabilirsiniz.

Sosyal medya yönetimi:

sosyal-medya-kullanarak-urunlerinizi-satmanin-4-yolu

Y kuşağından olan herkes sosyal medya ile doğup büyümüş sayılır. Birçok küçük işletme sahibi sosyal medyadaki varlıklarının güçlü olması gerektiğini iyi bilse de, çoğunun buna ayıracak yeterli vakti ya da sosyal hesapları yönetebilecek uzmanlığı olmaz.

Eğer Twitter ve Facebook’a sular seller gibi hakimseniz ve şimdiye kadar bulduğunuz bütün işleri Linkedin üzerinden bulduysanız, sosyal medya uzmanlığınızı bir iş fırsatına çevirebilirsiniz. İşletme sahiplerinin sosyal medya hesaplarını yöneterek onlara destek verebilirsiniz.

Sıfırdan Yeni Bir İş Kurmak İsteyenler İçin İpuçları

Sıfırdan yepyeni bir iş mi kurmak istiyorsunuz? Öyleyse doğru adrestesiniz. Bu yazımızda sizler için sıfırdan iş kurmanın 18 adımını paylaşacağız.

Şimdi derin bir nefes alın, girişimcilik enerjinizi ortaya çıkarmaya hazır olun. Çünkü birazdan okuyacağınız şeyler kendi işinizi kurma yolunda ilk adımı atmanız ve bunu doğru zamanda yapmanız için sağlam bir itici güç olacak.

1. İş modelinizi tanımlayın ve müşteriyi bu tanımda ilk sıraya koymayı unutmayın.

İş modelinizin sizinle değil, müşteriye değer sunacağınız vizyonunuzla ilgili olduğunu asla unutmayın. Bir iş modelinin amacı müşteriyi elde etmek ve onu elinde tutabilmektir. Şirketler ürün ortaya çıkarmak için değil müşteri yaratmak için vardır.

2. Gözünüz pazardaki büyük müşterilerde ise sabırlı olun.

En büyük olanı ele geçirmek zaman ister. Oltayı atar, nazikçe suyun altında sallarsınız ama büyük balığı yakalamak çoğu zaman saatlerinizi alır. Aynısı hedeflediğiniz on büyük müşteri için de geçerli. Faaliyet gösterdiğiniz pazarı çok iyi tanıyan ve işinize ya da ürünlerinize güveni tam olan stratejik müşteriler bulabildiğiniz takdirde başınıza devlet kuşu konmuş demektir. Ama unutmayın bu birkaç günde ya da birkaç ayda başarabileceğiniz bir şey değil.

3. Sizden farklı olan insanlarla çekirdek bir ekip kurun ve en iyi çalışma ekibini işe aldığınızdan emin olun.

İşler zorlu bir hal almaya başladığı zaman, çevrenizde sorumluluk sahibi ve güvenilir insanlara her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç duyacaksınız. Sizi tamamlayan, zayıf yönlerinizi telafi edebilen ve size bambaşka bakış açıları sunan insanlar bulun. Size bazı konularda meydan okumaları için onları yüreklendirin.

Çalışanlarınızın maliyeti konusunda cimri davranmayın. Bu konuda Vehbi KOÇ’un şu sözünü aklınızdan çıkarmayın: “İyi eleman seç, iyi para ver. Çünkü kötü eleman sana pahalıya mal olur.” Ama saf da olmayın. Verebileceğiniz maaşları önerin ve bunun neden böyle olduğunu açıklayın. Eğer ileride daha iyi kazanmalarını sağlayacaksınız onlara bunu söyleyin. Eğer böyle olmayacaksa bu konuda da dürüst davranın. Çünkü hiç kimse sırf para yüzünden çok büyük bir fırsatı elinden kaçırmak istemeyecektir.

4. Kendi şansınızı kendiniz yaratın.

Elbette herkes şanslarının bütünüyle kötü gittiği zamanlar yaşıyor fakat burada esas olan kişinin bu kötü şansı kendi lehine nasıl çevireceğini bilmesidir. Diğer bir deyişle, karşı karşıya kaldığınız bir talihsizliği ve krizi fırsata dönüştürebilmeyi öğrenmeniz gerek. Bu noktada çevrenizdeki fırsatları bulmak için kendi şansınızı kendiniz yaratabilmelisiniz. Hayatınızda olan iyi şeyleri düşünün ve her yeni günü biraz daha iyi hale getirmenin yollarını arayın.

5. Yetki vermekten çenkinmeyin.

Kontrol delileri, mükemmelliyetçi ya da takıntılı kişiler tüm işleri kendileri yapmaya çalışırlar ve yetki vermekten çekinirler. Ancak girişimcilik hayatında yerinizde saymak istemiyorsanız yetki vermek zorundasınız. Üzerinizdeki sorumlulukların bazılarını başkalarına devrederek daha önemli işler için daha fazla zaman ayırabilirsiniz.

6. Müşteri bulmadan maaşlı işinizi bırakmayın.

Ayakları yere basan sağlam bir müşterisi olmayan bir şirket nasıl var olabilir ki?  Sıfırdan kurduğunuz işi tam zamanlı işinize dönüştürmeden önce hedeflediğiniz o büyük müşteriyi ya da işinize yarar sayıda ve uzun vadede size bağlı kalacak bir dizi küçük müşteriyi kazanmış olduğunuzdan emin olun.

7. Zorlukların üstesinden ne şekilde gelebileceğinizi bulmaya çalışın.

Engellerden kaçamıyorsanız kendinizi onlarla mücadele etmek için hazırlamalısınız. Birçoğumuz çözümü zor problemlerle mutlaka karşı karşıya kalmışızdır. Bu tür problemler için devreye alınabilecek en iyi yöntem problemi yönetilebilir küçük parçalara bölmektir. Diğer bir yöntem ise arkadaşlarınız, meslektaşlarınız ve ailenizle problem hakkında konuşmaktır. Böylelikle sizin dışınızdaki pek çok kişinin de daha önce sizinki ile benzer durumların içine düştüğüne, bu süreçte öğrendikleri şeyleri sizinle memnuniyetle paylaştıklarına tanık olacak, hatta biraz şaşıracaksınız bile.

8. Para yönetimi hakkında kendinizi geliştirin.

Kendi işinizi hızlı ve temkinli şekilde kurmak istiyorsanız öncesinde bilanço tablonuzu toparladığınızdan ve kötü günler için yeteri kadar para biriktirmiş olduğunuzdan emin olun. Paranızın nereden geldiğini ve nerelere harcadığınızı çok iyi bilin. Günümüzde birçok yeni girişim şirketi başarısızlığa uğruyor çünkü çoğu zaman başarısızlıklarını finanse edecek yeterli paraya sahip olmuyorlar.

9. Gitmeniz gerekmediği zamanlarda bile bankaya gitmeye özen gösterin.

Açken herhangi bir süper markete gittiğinizde ihtiyacınız olandan daha fazla şeyi almak için arzu duyarsınız. Aynı şekilde paranız olmadan bankaya gitmek de sizi savunmasız bir pozisyona sokabilir. İleride karşılaşabileceğiniz kötü durumlardan sakınmak için önceden bir bankaya giderek alabileğiniz kredi türlerini ve şartların neler olduğunu öğrenin. Bu sayede, potansiyel bir ekonomik kriz öncesi kendinizi güvenceye almış olursunuz.

10. Kendinize bir mentor edinin.

Hiçbir şey, sizin göremediğiniz ya da görmezden geldiğiniz şeyleri size faydalı bir perspektiften gösteren biri kadar kıymetli olamaz. Çünkü unutmayın ki mentorlar, aynı zamanda sizi maliyetli hatalar yapmaktan ve tecrübelerinizi acılı şekilde edinmekten koruyan kişilerdir.

11. Elde ettiğiniz tüm başarı ve başarısızlıklardan bir şeyler öğrenin.

Girişimcilik, 100 metrelik bir koşu yarışından öte hayat boyu süren bir maratondur. O yüzden her gün yeni bir şeyler öğrenerek yolculuğun tadını çıkarın. Bu sayede elinizde, karşınıza çıkan güçlüklerle mücadele ederken kullanabileceğiniz çok daha fazla şey olacaktır.

12. İşe aldığınız kişilere yatırım yapın.

Tatil günleri, özel dinlenme saatleri, özel ikramiyeler, kariyer fırsatları ve mentorluk gibi çalışan memnuniyetini artırıcı birtakım yöntemler deneyin. Çünkü potansiyel çalışanlarınız iş teklifinizi kabul etmeden önce işin hem ‘maddi’ hem de ‘manevi’ yönlerini değerlendirecektir. Çalışanlarınıza yatırım yapın. Unutmayın, şirketiniz büyüme sağladıkça bu büyüme için en fazla geri dönüş yaratacak olan yatırım çalışanlarınız üzerinde yaptığınız yatırım olacaktır.

13. İş planınızı basit tutun.

İş planınızı basit tutmaya özen gösterin. Takip edilmesi, hayata geçirilmesi ve gerektiğinde değiştirilebilmesi kolay olsun. İş planınızdaki esneklik her şeyden çok daha önemli. İş planınızı işinizi kurma sürecinde rehber olarak kullanın.

14. Paraşüt pazarlamacı yerine daha çok bir çiftçi gibi hareket edin.

Paraşüt pazarlamacı aniden belirir ve geldiği yerde sadece kısa bir süreliğine kalır. Öbür taraftan çiftçi ise farklı zamanlarda olgunlaşacak farklı tohumlar eker ve sürekli mahsullerini toplar. Diğer bir deyişle, uygun şekilde yetiştirilmiş ürünler (yani müşteriler) hayatı boyunca çiftçinin yaşamını sürdürmesini sağlar. Siz de müşterilerinizi yaşlılığınızda dahi sizin müşteriniz kalacak şekilde oluşturmaya çalışın.

15. İş planınızı daha uzun süre ayakta kalabilmesi için belli zamanlarda yeniden gözden geçirin.

Batmakta olan bir gemide kalmak ya da yeni bir gemi bulup yol almak arasında bir tercih yapmak zorunda kalsaydınız, tercihiniz çok büyük ihtimalle hayatta kalması için iş planınızı yeniden gözden geçirmek olurdu. Örneğin, bir internet sayfanız varsa online aylık bir gazete çıkarmaya başlayabilirsiniz. Zaten elinizde böyle bir gazete varsa ve popüler olmaya başladıysa, içerik oluşturma sürecini müşterilerinize ya da sektördeki tedarikçilerinize açabilirsiniz. Burada önemli olan müşterilerinizin şirketinizin sunduğu şeyleri değerli bulmasını sağlayacak yenilikçi şeyler ortaya koyabilmektir.

16. Çok çalışmaya hazırlıklı olun.

Parkta uzun yürüyüşlere çıktığınız, deniz kıyısında deniz kabukları topladığınız ya da akşamları saatlerce televizyon izlediğiniz günleri hatırlayın. Böyle günler bir daha geri gelmemek üzere gidebilir. Çünkü yeni bir iş kurmak çok büyük bir iş yükünü de beraberinde getirecektir. Sakın hızlı yollardan para kazanmak umuduyla böylesi bir işe girişmeyin. Bu süreçte çalışırken size çalıştığınızı hissettirmeyecek denli işinize duyduğunuz tutku tek motivasyonunuz olsun.

17. Odağınızı koruyun ve ortaya çıkardığınız şey heyecan verici olsun.

İnsanlar aynı şeyler görmekten o kadar sıkıldı ki, eskisine oranla yeni ürünler karşısında daha az heyecan duyar hale geldiler. Fakat siz, ürünleriniz satılır hale gelene dek odağınızı korumalı ve ortaya heyecan verici şeyler çıkarmak için duyduğunuz hevesi hiç kaybetmemelisiniz. Çünkü, birileri sizin ortaya koyduğunuz değer karşısında heyecan duyduğunda şirketiniz eninde sonunda fark edilecek ve pazarın önemli bir aktörüne dönüşecektir.

18. Bildiğiniz yolda yürüyün.

Eğer atıştırmalıklarda iyiyseniz neden bilgisayar işine giresiniz ki? Neyi iyi yapıyorsanız onun üzerinde çalışmaya devam edin. Şirketinizin en güçlü kaslarının sizin en iyi yaptığınız şeylerden oluşmasına özen gösterin.

Elbette, yeni bir iş kurarken dikkate alınması gereken çok daha fazla şey var fakat burada bahsedilen tavsiyelerden birçoğuna uyduğunuz takdirde başarının çok da uzağınızda olmadığını anlayacaksınız.

Çalışılacak En İyi Ülkeler

İş, aile ve eğlence arasındaki mükemmel dengeyi kurabilmek hayatınızdaki mutluluğun anahtarlarından biridir ancak konu bu dengeyi kurmak olduğunda ne yazık ki tüm ülkeler eşit fırsatları sağlayamıyor. Birçoğumuz, rüyalar ülkesi Amerika’nın bile birçok diğer Batılı topluma kıyasla çalışanlarına tanıdığı boş zaman açısından çok geride olduğunu öğrendiğinizde şaşıracaksınız. Örneğin, Avrupa ülkelerinin büyük bir çoğunluğu çalışanlarına zorunlu ücretli izin ve tatil sağlarken Amerika’da böyle bir uygulama yok. Evet, gerçekten bu kadar gaddar bir çalışma prensipleri var. Reuters’e göre Amerika, Papua Yeni Gine ve Svaziland dünyada ücretli izin kullandırtmayan üç ülke.

Batı ile karşılaştırıldığında Amerikalılar iş yükü açısından da dünyada en fazla zorlanan çalışanlar. Her ne kadar rüyalar ülkesi de olsa, Amerika’nın diğer ülkelerden işçi sınıfına nasıl davranılması gerektiği hakkında bir ders alması gerekiyor.

Tatil, doğum izni ve iş / özel hayat dengesindeki istatistiklerine göre dünyada çalışılacak en iyi 10 ülke şöyle:

Almanya

Almanya

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) tarafından yayımlanan istatistiklere göre, Almanlar haftada sadece 27.8 saat çalışarak araştırılan ülkeler arasında en iyi standartlara sahip vatandaşlardan bazıları. Her ne kadar işte daha az çalışmak düşük hayat standartı anlamına geliyor diye düşünseniz de, Almanya kesinlikle bu düşüncenizin yanlış olduğunun ispatı. Almanlar, sadece yüksek bir hayat standartına sahip değiller, ayrıca Avrupa’daki en güçlü ekonomisine de sahipler. Bu sayede her hafta arttırdıkları o ekstra saatleri sağlıklı bir iş / özel hayat dengesini kurabilmek için harcayabiliyorlar.

Bulgaristan

Bulgaristan

Dünyada, Bulgaristan gibi ailenize bakmak için işinizi kolaylaştıran sadece birkaç ülke var. 45 günü çocuğun doğumundan önce olmak üzere Bulgar bir anne maaşının %90’ını almaya devam ederek 410 güne kadar ücretli doğum izni alabiliyor. Aileler minimum maaş üzerinden dilerlerse bir yıl daha ücretli doğum izni alabiliyorlar. Daha da iyisi hem baba hem dede veya nineler gerektiği zamanlarda annenin yerine ikinci yıldaki izni kendileri alabiliyorlar.

Brezilya

Brezilya

Brezilya, çalışanlarına dünya çapında en fazla ücretli izin sağlayan ülkelerden biri. Tam zamanlı çalışanlar, 30 gün kendi refahları adına zorunlu ücretli izin ve diğer 11 günü ise resmi tatiller olmak üzere toplamda 41 gün ücretli izin kullanabiliyorlar. Bu aileniz, eğlence ve tatil için ayıracağınız epey zamanınızın olduğu anlamına geliyor.

Fransa

Fransa

OECD’ye göre Fransızlar birlikteki diğer ülkelerin vatandaşlarına kıyasla neredeyse her yıl 200 saat daha az çalışıyorlar. Fransa aynı zamanda ücretli izinler konusunda da oldukça cazip: 30’u tatil ve 10’u resmi tatiller olmak üzere toplamda 40 gün izin kullanıyorlar.

Finlandiya

Finlandiya

Brezilya ve Fransa gibi Finlandiya da ücretli tatiller açısından dünya liderlerinden biri olarak kabul ediliyor. 30’u tatil ve 10’u resmi tatiller için olmak üzere yıllık toplam 40 gün izin yapıyorlar. Buna ek olarak Finlandiyalı işçilerin sadece %0.4’ü haftalık ortalama 50 saatten fazla çalışıyor ki bu da sağlıklı bir iş / özel hayat dengesi için önemli bir gösterge.

Hollanda

Hollanda

OECD’ye göre Hollandalı işçiler kadar bir yıl içerisinde az çalışan kimse yok. Çalışanlar bir yıl içerisinde sadece 1,378 saat, haftalık olarak ise 27.6 saat çalışıyorlar. Almanlardan biraz daha az çalışmalarına karşın daha yüksek bir hayat standardına sahipler. Ayrıca, yıllık 28 gün ücretli tatil izinleri var ve maaşlarının %100’ünü alarak 26 haftalık bir doğum iznine çıkabiliyorlar.

Norveç

Norveç

Norveç çalışanlarına ebeveyn izni verme konusunda dünya lideri. Ebeveynler, %100 maaş üzerinden maksimum 47 hafta veya %80 maaş üzerinden maksimum 57 hafta ücretli izin alabiliyorlar. Bu rakamların 9 haftası anne, 12 haftası ise baba için ayrılmış ve kalan miktarları ebeveynler kendi aralarında paylaşabiliyorlar. Norveçli çalışanlar ayrıca yıllık 35 gün ücretli izne çıkabiliyorlar.

Danimarka

Danimarka

Danimarka OECD tarafından en iyi iş / özel hayat dengesini kurma açısından birinci sıraya yerleştirilmiş. Bunu hesaplamak için bir dizi etken var: 52 haftalık bir doğum izni, 34 gün ücretli izin ve işçilerin sadece %0.4’ünün haftada 50 saatten fazla çalışıyor olması. Buna ek olarak OECD, Danimarkalı çalışanların haftada 16 saatini kişisel bakımları için harcadığını hesapladı.

Litvanya

Litvanya

İster inanın ister inanmayın, çalışan kesim için Litvanya tam bir kale. Dünyada 41 gün ile en çok ücretli izni sağlama konusunda Brezilya ile berabere kalan tek ülke (“sadece” 28’i ücretli izin ancak diğer 13’ü de resmi tatil izni). Litvanya ayrıca çalışanlarına cömert bir doğum izni de sunuyor: ya %100 maaş üzerinden bir yıllık izin ya da ailelerin isteğine bağlı olarak ilk yıl %70 maaş ikinci yıl ise %40 maaş üzerinden toplam 2 yıl izin.

İsveç

İsveç

İsveç yaygın olarak dünyada en cömert ebeveyn izni avantajları sunan ülke olarak bilinmektedir. Çalışanlara 480 günlük yani 16 aylık doğum izni sunulmaktadır ve bunun 60 günü babalar için ayrılmıştır. Ayrıca bu 480 günlük izni aileler, çocuklarının ilk sekiz yılı boyunca istedikleri gibi kullanabiliyorlar. İsveç ayrıca yıllık olarak cömert bir 36 günlük ücretli izin sunuyor ve en iyi iş / özel hayat dengesi ile kolayca OECD’in en iyi 10 ülke sıralamasında yer alıyor.

2017 İçin En İyi 10 İş Fikri ve Fırsatı

2017 yılında girişimcilere ilham kaynağı olacak 10 yeni iş fikrini sizler için derledik. Dünyanın çeşitli ülkeleri baz alınarak seçilen bu iş fırsatlarından yeni yılda bizi nelerin beklediğine ilişkin önemli birçok öngörü çıkarabilirsiniz.

Umarız bu girişim fikirlerini siz de en az bizim kadar etkileyici bulursunuz ve hepsi 2017 yılında çok daha fazla inovasyonu harekete geçirebilir.

1. Büyük veri sayesinde mahkeme kararlarını koruma altına alan yazılımlar

hukuk-burosu

Yapay zeka ile yakından ilişkisi bulunan büyük verinin 2017 yılında da verimlilik ve işgücü piyasası üzerinde güçlü etkilerinin olması bekleniyor. Bu noktada harika bir inovasyon olarak karşımıza çıkan Predictice, geçmiş mahkeme kararlarına dayanarak avukatlara ticari ve sosyal anlaşmazlıkların olası sonuçları hakkında yararlı veriler ve istatistikler sağlıyor. Bir başka girişim şirketi ise Amerika menşeli bir girişim şirketi. Legalist isimli bu şirket ticari davaları inceleyen bir algoritma kullanıyor ve başarı potansiyeli bulunanları finanse ediyor.

2. Sürücüsüz araçlarla ilgili fırsatlar

surucusuz-araba-sigorta

Dünya yavaş yavaş tam otomasyon dönemine girdiği için 2017 yılı sürücüsüz araç teknolojisinde de yepyeni ilerlemelere sahne olacağa benziyor. Aynı zamanda bu ilerlemeler beraberinde bir dizi soru ve fırsatı da getirecek. Örneğin, geçen yıl Belçika’da sürücüsüz bir servis otobüsünün mobil ofis alanına dönüştürüldüğünü görmüştük.

Sürücüsüz araç teknolojisi aşama kaydettikçe, süre giden verimlilik ve eğlence trendine uyum sağlamak için sürücüsüz araçların da iç kısmının gittikçe daha fazla benzer şekillerde tasarlanması bekleniyor.

Öbür taraftan, kaçınılmaz olarak etik ve gizlilikle ilgili cevaplanması beklenen bir dizi soruyla da karşılaşacağız. Bu kapsamda, bunları birer fırsata dönüştüren Adrian FLux isimli bir şirket otomatik park etme ve internet tabanlı sistemlerin hacklenmesi gibi sürücüsüz araçlara ait çeşitli özellikler ve riskler için araç sahiplerine sigorta hizmeti sunuyor.

3. Kullanıcısını uyandırarak daha iyi uyumaya alıştıran akıllı yüzük

akilli-yuzuk

Beklentiler 2017’nin giyilebilir akıllı nesnelerin insanların sağlık verilerini izlemenin ötesinde başka şeyler için de kullanıldığı bir yıl olacağı yönünde. Bu teknoloji ilerledikçe, giyilebilir nesneler de aktif olarak ve oldukça somut yöntemlerle, kullanıcılarının daha iyi alışkanlıklar edinmesine yardımcı olacak. Örneğin, Thim isimli akıllı yüzük kendisini giyen kişiyi belli aralıklara uyandırarak onun daha iyi bir uyku alışkanlığı kazanmasını destekliyor. Cihaz büyük oranda, katılımcıların kişilerin ilk bir saati boyunca belli aralıklara uyandırılmasının uyku kalitesini iyileştirdiğini ve sonraki akşamlarda uyku sürekliliğini sağladığını gösteren akademik bir çalışmaya dayanıyor.

4. Japonya’da kreatif direktör olarak atanan yapay zeka

japonya

Otomasyon 2017 yılında emek gücü üzerinde çok daha büyük etkiler doğuracak. Mekanik sistemlerin el emeğine olan derin etkisine benzer olarak şimdi de “beyaz yaka” çalışanlar yapay zeka teknolojisi tarafından tehdit ediliyor. Örneğin, Japonya’daki McCann isimli bir ajans şimdilerde kreatif direktör pozisyonunda gerçek bir çalışan yerine AI-CD β isimli bir yapay zekadan yararlanıyor. 2016 yılının tanık olduğu gelişmelerin arasında Ermenistan’da salgın hastalıkları önceden tahmin eden ve kendi içerisinde sürekli gelişen Lifos isimli bir yapay zeka ile Çin’de hastalıkların teşhisinde kullanılan, yine yapay zeka teknolojine dayalı bir “chatbot” bulunuyor. Görünen o ki, 2017 yılında da yapay zeka alanında yeni inovasyonlara merhaba diyeceğiz.

5. Beğenilme oranına dönüşen çevrimiçi oylamalar

online-oylama

Deemly isimli uygulama birebir çevrimiçi hesaplarına dayalı olarak kullanıcılarına herkesin görebileceği “güvenilir” oylar veriyor. 2016 yılı Mart ayında Çin’de vatandaşların kendileri ile ilgili toplanan verilere göre cezalandırılması ya da ödüllendirilmesini içeren “Citizen Score(Vatandaşlık Notu)” isimli girişim hakkında bir haber yayınlamıştık.

Aslında bu uygulamanın bir örneği Haziran ayında, bir çöpçatanlık sitesi çevrimiçi alışveriş alışkanlıkları ile ilgili toplanan verilere dayalı olarak kullanıcılarının “sosyal güvenilirlik” skorunu belirlemeye başladığında hayata geçirilmiş oldu. Bu site sayesinde insanlar potansiyel partnerlerini onlarla ilgili verilere dayanarak seçebiliyor. Bu konuyla ilgili daha fazla şey öğrenmek istiyorsanız Black Mirror isimli dizinin üçüncü sezon birinci bölümünü izlemenizi tavsiye ederiz.

Fakat şunu unutmamak gerekiyor ki, Deemly’nin sahip olduğu yaklaşım bünyesinde başka güzel fırsatları da barındırıyor. Örneğin, böyle bir uygulama ile banka hesabı bulunmayan insanların güvenilirlik skorlarını belirleyerek kredi almalarına yardımcı olmak bu fırsatların arasında yer alıyor.

6. Drone pilotluğu eğitimi verilen engelli insanlar

engelliler-icin-drone

Önümüzdeki yıl boyunca drone teknolojisi dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeyi amaçlayarak yepyeni inovasyonların devreye alınması bekleniyor.

Geçtiğimiz yıl okuyucularımıza tanıttığımız girişimlerin arasında yer alan HandiDrone isimli şirket sayesinde engelli ya da hareket etme güçlüğü yaşayan kişiler modifiye edilmiş özel dronları nasıl uçuracaklarını öğrenebiliyor. Program temelde iki şeyi amaçlıyor: Biri bu kişilerin doğrudan kendilerinin sorumluluğunda olan dronlar sayesinde bedenlerinin sınırlarını aşmalarını ve bunun huzur dolu bir deneyime dönüştürülmesini sağlamakken, diğeri bedensel engelleriyle uyum içerisinde kalmalarını sağlayarak onlar için potansiyel dron pilotluğu fırsatlarını yaratmak.

Ayrıca yakın zamanda İngiltere’de tanık olduğumuz bir uygulama bu başlık altındaki iş fırsatları için harika ipuçları sunan inovasyonlardan biri: Beslenme gereksinimlerine göre bölgelere gıda takviyesi yapan Pouncer isimli iyiliksever drone.

7. Yeşil Enerjinin Hizmetine Sunulan “Blockchain” Teknolojisi

Power-Ledger-blockchain

Blockchain teknolojisinin sahip olduğu potansiyeli henüz derinlemesine keşfedememiş olsak da, yeni yılda Blockchain tabanlı birçok inovatif uygulama ile tanışmayı bekliyoruz. Bu kapsamda 2016 yılının öne çıkanlarından biri de Power Ledger isimli Avustralyalı bir şirketti. Şirket bu teknolojiyi kullanarak birebir yenilenebilir enerji pazarını desteklemeye çalışıyor. Bir diğeri ise merkezi olmayan, siber izleme stratejisinden çok daha güvenli bir bulut depolama platformu Storj’du. Bu teknoloji öylesine çok yönlü ki önümüzdeki yıl sayısız sektörde farklı uygulamalarını görebiliriz, özellikle de artık “ara eleman”lara ihtiyaç duyulmayan sektörlerde.

8. Geleneksel medya kanallarının yerine geçmesi muhtemel olan sanal gerçeklik uygulamaları

sanal-gerceklik-haber

Medyanın geleceği hala belirsiz ve özellikle basılı mecralardaki medya içeriklerinin paraya dönüştürülmesi konusunda en iyi olarak bilinen stratejilerle ilgili şimdiden pek çok sorgulama gündeme geldi. Bu kapsamda, Emblematic isimli uygulama bu tür tüketilebilir haber içeriklerini sanal gerçeklik teknolojisi ile yaratılan simülasyonların içerisine yerleştirerek gelecekteki olası fırsatlar için farklı bir bakış açısı yaratıyor. Öyle görünüyor ki, bu uygulama izleyicilerin içeriklerle etkili şekilde empati kurmalarını sağlayabilir, haberler karşısındaki tüketim alışkanlıklarımızı ve reaksiyon biçimlerimizi derin bir şekilde değiştirebilir.

9. Bulundukları bölgelerde sivrisineklerle savaşan, enerji tasarruflu sokak lambaları

Aynı Zamanda Sivrisinek Tuzağı olan Enerji Tasarruflu Sokak Lambaları

Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek adına Malaya Üniversitesi profesörleri enerjisini rüzgâr ve güneş ışınlarından alan, etrafına “insan” kokusu yayarak sivrisinekleri kendine çeken ve ölmelerini sağlayan akıllı sokak lambaları yarattı. Akıllı şehirler 2017 yılında büyük veriden çok daha fazla önem kazanacak.

10. Mağazalarda çevrimiçi alışveriş deneyimi

amazon-go

Yaklaşık bir ay önce Amazon’un alışveriş yapan kişilerin otomatik olarak ödeme yaparak alışverişlerini tamamlamalarına izin veren yeni fiziksel mağazası Amazon Go ile ilgili internette birçok haberi okuma fırsatı bulduk. 2017 başlarında açılması planlanan bu mağaza fiziksel perakende alanları için yıkıcı bir etki yaratacağa benziyor. Bunun yanında 2016 yılı robotik mağaza asistanlarına ve müşterilerin mağazalarda fiziksel ürünleri aramasına yardımcı olan tarayıcılara da tanıklık etti. Aynı şekilde 2017 yılında da fiziksel perakende mağazalarında yaratılan çevrimiçi alışveriş deneyiminin birçok avantajına tanık olacağız.

Yakın Zaman İçinde Popülerleşebilecek İş Fikirleri

1. Ufak Mobil Evler

Hayallerinizdeki ev 200 metre kare olmak zorunda değildir. Birçok üniversite öğrencisi kendilerine ait ufak bir evin hayalini kurar. Peki bu ev mobil olsaydı nasıl olurdu? Otel ücreti ödemeden istediğiniz gibi seyahat edebilirsiniz. Tumbleweed’in ufak mobil evleri 10.000 dolardan başlıyor. Karavanlardan daha konforlu olan bu evlerin bazılarında şömine bile var.

Bu işe giren birkaç firma olmasına rağmen bu firmalar piyasanın ihtiyaçlarını tam olarak karşılamış değil. Yani buradan hareketle iyi bir iş fikri üretebilirsiniz.

2. Sağlıklı Fast Food

saglikli-fast-food

Fast food en çılgın çağlarını yaşıyor, ancak insanlar sağlıklı alternatif arayışı içindeler. Artık organik salatalar, tahıl yemekleri satan restoranlar revaçta olmaya başladı.

3. Hemen her alanda hızlı dağıtım hizmeti

milyonlar-kazandiracak-is-fikirleri1

İnsanlar tarihleri boyunca en çok çalıştıkları zamanı yaşıyorlar. Okul, iş, aile derken mesela kuru temizlemeciye gidecek vakit bulamıyorlar. Bu büyük bir sorun aslında ve modern girişimciler için büyük fırsatlar sunan bir sorun.

Yani insanlar artık, işlerini yaptırmak için ödeme yapmaya hazır haldeler. Örneğin getir.com ile insanlar, market alışverişinden elektroniğe kadar birçok şeyi dakikalar içinde evlerine getirtebiliyorlar. Ancak bu sektör hala çok yeni ve birçok fırsatı bünyesinde barındırıyor. Yapmanız gereken tek şey insanları gözlemek ve dağıtımını yapabileceğiniz bir şey bulmak.

4. Sanal Gerçeklik Aksesuarları

sanal gerçeklik

Sanal gerçeklik modern teknolojinin en parlak yüzlerinden biri. Sanal gerçeklik sayesinde birkaç aksesuar ve bilgisayar yazılımıyla hiç görmediğiniz dünyalara yolculuk edebiliyorsunuz.

Sanal gerçeklik sektörü henüz emekleme aşamasında. Ancak çok hızlı geliştiği de su götürmez bir gerçek. Bu sektöre girmek için sanal gerçeklikle ilgili bir web sitesi kurabilir ya da sanal gerçeklik aksesuarı satabilirsiniz. Ya da bilgisayar alanında iyiyseniz yeni oyunlar da üretebilirsiniz.

5. Etik İş Danışmanlığı

dogru-meslek-secimi

Artık modern şirketler aldıkları ürünün etik olarak uygunluğunu, sosyal sorumluluğu ve çevresel etkileri de gözetmek durumundalar.

Yani bu alanda, pek çok insan danışmanlık hizmeti almaya ihtiyaç duyuyor. Bir konuda uzmanlaşabilir şirketlere danışmanlık edebilirsiniz. Örneğin çevreci yakıtlar konusunda uzmanlaşarak akaryakıt şirketlerine danışmanlık hizmeti verebilirsiniz.

6. İnternet sitesi kiralama

20-websitesi-tasarimi

Bazı şirketler için sıfırdan web sitesi hazırlamak artık modası geçen bir yöntem. Artık web developerlar aynı anda belli bir ürün hakkında birkaç site hazırlıyorlar, sonra da bu web sitelerini kiralıyorlar. Şirketler de aylık olarak bu kişilere ödeme yapıyor. Pasif gelir kaynağı elde etmek için son derece iyi bir yöntem bu.

7. Kaliteli ya da işlenmemiş hayvan yemi

saglilkli-kopek-mamasi

Evil hayvan sahipleri, hayvanlarının beslenmelerine her zamankinden daha çok dikkat ediyorlar. Ucuz yemler, hayvanları zehirleyebiliyor ve hatta öldürebiliyor. Bu nedenle artık marketlerdeki kuru yemlerden ziyade ham ve çiğ besinler tercih ediliyor.

Modern girişimciler için iyi bir fırsat aslında bu. Bu konuda araştırma yaparak her hayvan türüne uygun besin maddeleri satabilir ve hatta haftalık olarak dağıtıma çıkabilirsiniz.

8. Eğitim teknolojileri

egitim-sektoru-yenilik

Artık hemen her sınıfta bilgisayarlar ve akıllı eğitim araçları var. Eğitim teknolojileri çok önem kazanan bir alan. Eğitim amaçlı oyunlar, ödev formları, online tartışma platformları, öğrenci portalları gibi pek çok bakir alan mevcut. Eğitim alanında teknoloji kullanımı son derece iyi meyveler verebilir, ama bugün eğitim teknolojileri alanındaki kaynaklar çok verimsiz. Girişimci olarak siz verimli ve satın alınabilir ürünler sunarak bu fırsattan istifade edebilirsiniz.

9. Konsept Bar

buz-bar

Neden bowling de oynanabilen bir bara gitmek yerine normal bir bara gidesiniz ki? Yeni nesiller için bildiğimiz klasik barlar artık pek bir şey ifade etmiyor. İnsanlar artık bara gittikleri zaman farklı bir tecrübe yaşamak istiyorlar.

Yaratıcılığınızı konuşturursanız siz de herkesin beğenisini toplayan bir konsept bar açabilirsiniz.

Girişimcilik Destek Programı

Girişimcilik Destek Programı

Programın Amacı

  • Girişimciliğin desteklenmesi
  • Girişimciliğin yaygınlaştırılması
  • Başarılı işletmelerin kurulması

Programdan Kimler Yararlanabilir?

  • Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler(31/12/2017’e kadar),
  • Girişimciler
  • İşletici Kuruluşlar (İş Geliştirme Merkezi’ni yönetmek üzere kurulan tüzel kişilik)

Programın Kapsamı

Bu program,

A.Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi,

B.Yeni Girişimci Desteği,

C.İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) Desteği

D.İş Planı Ödülünden oluşur.

  1. A) Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi

Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri, ülkede girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması ve başarılı işletmelerin kurulması genel hedefine uygun olarak; girişimcilerin iş kurma ve yürütme konularında bilgi ve beceri sahibi olmaları, bu süreçte kendi rol ve sorumluluklarının farkına varmaları ve kendi iş fikirlerine yönelik iş planı hazırlayabilecek bilgi ve deneyim kazanmaları amacıyla düzenlenir.

Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri;

  • KOSGEB birimleri tarafından düzenlenen,
  • Ulusal veya uluslararası projeler kapsamında, KOSGEB tarafından yürütülen,
  • KOSGEB ile işbirliği içerisinde çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenen eğitimler,
  • Üniversiteler tarafından örgün eğitim kapsamında verilen girişimcilik dersleri’dir.

Uygulamalı Girişimcilik Eğitimleri, en az 32 saat süren, genel katılıma açık ve ücretsiz eğitimlerdir.

B) Yeni Girişimci Desteği

Destekten Kimler Yararlanabilir?

Bu destekten Uygulamalı Girişimcilik Eğitimini tamamlayan ya da İŞGEM’de yer alacak Girişimciler yararlanabilir.

Girişimcinin başvuru tarihi itibariyle son 1 (bir) yıl içerisinde aynı faaliyet konusunda (Güncel NACE-Ekonomik Faaliyet Sınıflamasında yer alan 4’lü koda göre) şahıs işletmesinin bulunmaması gerekmektedir. Ayrıca Girişimcinin tüzel kişi statüsünde kurulmuş herhangi bir işletmede%50’den fazla ortaklığının olmaması gerekmektedir.

Girişimcinin kuracağı işletme, Türk Ticaret Kanunu’nda tanımlı gerçek veya tüzel kişi statüsünde olmalıdır.

Girişimcinin destek sürecinde; başka bir işletme/kurum/kuruluşta SGK hükümlerine tabi olarak çalışmaması gerekmektedir. Ancak İnkübatör’lerde yer alacak öğretim elemanları için bu şart aranmaz.

Destek Unsurları Nelerdir?

DESTEK UNSURU   ÜST LİMİTİ (TL) DESTEK ORANI (%)

   (1. ve 2.Bölge)

DESTEK ORANI (%)

(3., 4., 5. ve 6. Bölge)

İşletme Kuruluş Desteği Geri Ödemesiz 2.000
Kuruluş Dönemi Makine, Teçhizat, Ofis Donanım ve Yazılım Desteği 18.000 60

Kadın Girişimci, Gazi, Birinci derecede şehit yakını veya Engelli

Girişimciye

%80 uygulanır.

70

Kadın Girişimci, Gazi, Birinci derecede şehit yakını veya Engelli

Girişimciye

%90 uygulanır.

İşletme Giderleri Desteği 30.000
Geri Ödemesiz Destekler Toplamı 50.000
Sabit Yatırım Desteği Geri Ödemeli 100.000

 

(1) İşletme kuruluş giderleri için geri ödemesiz olarak 2.000 (iki bin) TL destek sağlanır.

(2) Kuruluş Dönemi Makine, Teçhizat, Ofis Donanım ve Yazılım Desteği kapsamında, işletmenin kuruluş tarihinden itibaren 24 (yirmi dört) ay içinde satın alınan/alınacak makine, teçhizat, yazılım ve ofis donanımları için geri ödemesiz olarak üst limiti 18.000 (on sekiz bin) TL destek sağlanır.

(3) İşletme Giderleri Desteği kapsamında, işletme kurluş tarihinden itibaren 24 (yirmi dört) ay içinde gerçekleşen işyeri kirası ve personel net ücretlerine yönelik olarak, aylık azami 5.000(beş bin) TL ve toplamda geri ödemesiz olarak 30.000 (otuz bin) TL destek sağlanır.

(4) Kuruluş Dönemi Makine, Teçhizat, Yazılım ve Ofis Donanım Desteği ile İşletme Giderleri Desteği üst limitleri; bu destek unsurları için belirlenen üst limitlerin toplamını aşmamak üzere ihtiyaç duyulması halinde Kurul Kararı ile  % 50 (elli)’ye kadar arttırılabilir. Bu durumda Kuruluş Dönemi Makine, Teçhizat, Yazılım ve Ofis Donanım Desteğinin üst limiti 27.000 (yirmi yedi bin) TL, İşletme Giderleri Desteği üst limiti 45.000 (kırk beş bin) TL ve her iki desteğin üst limitleri toplamı ise 48.000 (kırk sekiz bin) TL’yi geçemez.

(5) Sabit Yatırım Desteği kapsamında, işletme kuruluş tarihinden itibaren 24 (yirmi dört) ay içinde satın alınacak makine, teçhizat ve yazılım için teminat karşılığı geri ödemeli olarak 100.000  (yüz bin) TL destek sağlanır.

C) İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) Desteği



KOBİ’lere işletme geliştirme koçluğu, destek ağlarına ulaşım, finans kaynaklarına erişim imkânı, uygun koşullarda iş yeri mekânı, ortak ofis ekipmanı ve ofis hizmetleri sunmak amacıyla kurulacak bir İŞGEM’in, kuruluş ve işletme giderlerine destek sağlanmaktadır.

Desteğe Kimler Başvurabilir?

  • Belediyeler,
  • Yüksek Öğretim Kurumları,
  • Özel İdareler,
  • Meslek Kuruluşları,
  • İnkübatörler.

Destek Unsurları, Oranı, Süresi ve Üst Limiti



İŞGEM Kuruluş Desteği süresi en fazla 18 ay,

İŞGEM İşletme Desteği süresi en fazla 36 ay’dır.

DESTEK UNSURU   ÜST LİMİTİ (TL) DESTEK ORANI (%)

(1. ve 2. Bölge)

DESTEK ORANI (%)

(3., 4., 5. ve 6. Bölge)

İŞGEM Kuruluş Desteği Geri Ödemesiz 650.000 60 70
– Bina Tadilatı 500.000
– Mobilya Donanım 100.000
– Personel Gideri 50.000
İŞGEM İşletme Desteği 200.000 60 70
– Personel 100.000
– Eğitim, Danışmanlık 50.000
-Küçük Tadilat 20.000
İŞGEM tanıtım/organizasyon giderleri, işbirliği ağlarına erişim giderleri için 30.000



İŞGEM Kuruluş Desteği 

  1. Bina tadilatı için 500.000 (beş yüz bin) TL,
  2. Ofisler ve ortak kullanım alanları için gerekli olan mobilyalar ve donanım (bilgisayar altyapısı dâhil) alımı için toplam 100.000 (yüz bin) TL,
  3. c) Personel net ücreti (asgari geçim indirimi, ikramiye, prim vb. ek ödemeler hariç), kişi başına 3.000(beş bin)TL’yi geçmemek üzere en fazla 3(üç) personel için, toplam 50.000 (elli bin) TL

olmak üzere, geri ödemesiz destek üst limiti 650.000 (altı yüz elli bin) TL’dir.

İŞGEM İşletme Desteği

a)Personel net ücreti (asgari geçim indirimi, ikramiye, prim vb. ek ödemeler hariç), kişi başına 3.000 (üç bin) TL’yi geçmemek üzere en fazla 5 (beş) personel için, toplam 100.000 (yüz bin) TL

b)İŞGEM işletmelerine yönelik toplu eğitim/danışmanlık faaliyetleri için 50.000 (elli bin) TL,

c)İŞGEM Binası küçük tadilat işleri için 20.000 (yirmi bin) TL,

ç)İŞGEM tanıtım/organizasyon giderleri, işbirliği ağlarına erişim giderleri için 30.000 (otuz bin) TL, olmak üzere geri ödemesiz destek üst limiti 200.000 (iki yüz bin) TL’dir.

Destekten Yararlanma Koşulu ve Başvuru

İŞGEM kuruluş ve işletme desteği için KOSGEB Müdürlüğü’ne iş planı ve ilgili belgeler ile birlikte başvuru yapılması esastır.

Destekten yararlanmak isteyen işletici kuruluş, www.kosgeb.gov.tr adresindeki KOSGEB Veri Tabanına kayıt olur

D) İŞ PLANI ÖDÜLÜ

Yüksek Öğretim Kurumları tarafından örgün eğitim kapsamında verilen “Girişimcilik” dersini alan öğrenciler arasında İş Planı Ödülü Yarışması düzenlenir.

İş Planı Ödülünden yararlanmak isteyen üniversite KOSGEB’e başvurur.

İş planları ilk üç dereceye girmiş olan öğrencilere, en fazla 24 ay içinde işini kurmuş olmaları kaydı ile;

  • Birinciye 15.000 TL,
  • İkinciye  10.000 TL,
  • Üçüncüye 5.000 TL ödül verilir.

Destek hakkında daha fazla bilgi için tıklayın.

KOBİGEL – KOBİ Gelişim Destek Programı

KOBİGEL - KOBİ Gelişim Destek Programı

PROGRAMIN AMACI VE GEREKÇESİ

– Ülkenin ulusal ve uluslararası hedefleri doğrultusunda, küçük ve orta ölçekli işletmelerin, ekonomideki paylarının ve etkinliklerinin arttırılması,
–  KOBİ’lerin rekabet güçlerinin ve sağladıkları katma değerin yükseltilmesi,  amacıyla hazırlayacakları projelerin desteklenmesidir.
 
DESTEK UNSURLARI
Destek unsurları, Proje Teklif Çağrısı özelinde konunun özelliği dikkate alınarak değişiklik arz edecektir.
Proje Süresi
En az 6
En Fazla 36 Ay
(+6) Ay
Destek Üst Limiti
Geri Ödemesiz Destek – En fazla 300.000 TL
Geri Ödemeli Destek – En fazla 700.000 TL
Proje Destek Oranı
1. ve 2. Bölgelerde en fazla %60

3., 4., 5. ve 6. Bölgelerde  en fazla %80


DESTEKLENECEK PROJE GİDERLERİ
  • Program kapsamında desteklenecek proje giderleri Proje Teklif Çağrısında belirlenir ve belirlenen esaslar dahilinde desteklenecek proje giderlerine Kurul karar verir. Ancak; gayrimenkul alım, bina inşaat, tefrişat, taşıt aracı alım ve kiralama, proje ile ilişkilendirilmemiş personel giderleri ve diğer maliyetler ile vergi, resim ve harçlar, sosyal güvenlik primleri desteklenmez.
  • Personel giderleri, net ücret (asgari geçim indirimi, ikramiye, prim vb. ek ödemeler hariç) üzerinden desteklenir.
  • Proje kapsamında desteklenmesi uygun görülen gider grupları toplamı ile destek türleri, Proje Teklif Çağrısında belirlenen üst limit, oran ve varsa gider kısıtlarını geçmeyecek şekilde Kurul tarafından belirlenir.

Başvuru veya Daha Fazla Bilgi İçin tıklayın.